Skip to main content
All Posts By

Bora Öztürk

İLK BAKIŞ: HOLLANDA

By Çeviri Blog Yazıları

 

Dünya çapında anadili Felemenkçe olan yaklaşık 23 milyon kişi bulunduğunu biliyor muydunuz? Ya da Hollanda’nın; nüfus yoğunluğu en fazla olan Avrupa ülkesi olduğunu? Belki de bu krallık ülkesinin; lojistik altyapısının dünyaya kafa tuttuğundan henüz haberiniz olmadı. O zaman gelin beraber Hollanda turuna çıkalım.

 

Stratejik konum

 

“Avrupa’ya açılan kapı” olarak da bilinen Hollanda, 500 km içinde 170 milyon tüketiciye ve 1.000 km içinde 244 milyon tüketiciye erişim ile kıta Avrupası’nda stratejik bir konuma sahiptir. Bu, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa gibi büyük Avrupa ekonomilerinin tümüne bir günlük mesafede olduğu anlamına gelir.

İçinde bulunduğu konum ile Hollanda, WEF Rekabet Edebilirlik Endeksi’ne göre Avrupa’nın en rekabetçi ekonomilerinden biridir ve dünyadaki ticari yatırım için seçilebilecek en iyi ülkeler arasındadır.

 

Lojistik ve teknolojik altyapı

 

Avrupa’ya açılan kapı Hollanda, teknolojik ve lojistik altyapı söz konusu olduğunda dünyanın en iyi ülkeleri arasındadır. Gelişmiş havaalanları, demiryolları, limanları ve dijital ağı aracılığı ile ticari büyümeyi destekler.

Avrupa’nın en büyük limanı olan Rotterdam Limanı, önde gelen ulaşım merkezlerine ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca Hollanda’da bulunan Amsterdam Schiphol Havalimanı 2020’de Avrupa’nın en iyi ikinci havalimanı seçilmiştir.

Ülkenin iş gücünün %10’una denk gelen 942.000 lojistik uzmanı, lojistik ve teknolojik altyapıyı geliştirmeye devam ediyor.

 

Konaklama

 

Hollanda’ya taşınacak olan insanlar hareketli bir şehirde, bir banliyöde, bir köyde veya kırsalda yaşamayı seçebilir. Farklı segmentlerdeki konutlar, diğer büyük Avrupa şehirleriyle (örneğin Londra, Paris) karşılaştırıldığında çok daha rahat bulunabilir. Rekabetçi bir fiyatlandırma söz konusudur. Bu sayede yüksek ev kiralarından korkmanız gerekmez.

Hollanda’daki mesafelerin nispeten kısa olması ve ülkenin kocaman bir düzlük olması sebebiyle, kırsal kesimde yaşasanız bile yine de büyük bir şehrin merkezine 30 dakika içinde ulaşmanız mümkündür.

 

Sağlık ve Refah

 

Hollanda’da sağlık hizmeti özel sağlık hizmeti sağlayıcıları tarafından verilmektedir. Hollanda Sağlık Sigortası Yasası uyarınca, Hollanda’da ikamet eden herkes yasal olarak sağlık sigortası yaptırmak zorundadır. Temel sigorta paketi, tüm temel tıbbi bakımı kapsar. Ek paketler aracılığıyla ek teminatlar düzenlenebilir.

Ayrıca Felemenkçe bilmediğiniz için endişelenmenize gerek yoktur. Hollanda için geçerli olan İngilizce bilme oranının yüksekliği hastane personelleri için de geçerlidir.

 

Yenilikçi Fırsatlar

 

Söz konusu inovasyon olduğunda Hollanda, Avrupa’nın önde gelen ülkelerinden biridir. Hollanda’da hükümet, özel sektör ve araştırma sektörleri arasındaki iş birliğini teşvik ederek, inovasyonun filizlenmesi ve büyümesi için verimli bir zemin hazırlamaktadır. Ayrıca yenilikçi ve sürdürülebilir fikirlere finansal açıdan destek vermektedir. Böylece ileri görüşlü şirketler için besleyici bir mali ortam yaratılarak, şirketlerin dünya pazarında rekabet edebilmeleri sağlanmaktadır.

 

Dil

 

Hollandaca diğer bir değişle Felemenkçe; Hollanda, Belçika, Güney Amerika gibi birçok ülkenin ulusal dilidir. Belçika’da ülkenin kuzey bölgesinin resmi dilidir. Felemenkçe içerisinde birçok lehçe barındırsa da, bunlar özellikle yazılı dilde birbirine oldukça yakındır. Dünya’da Felemenkçe konuşan insanların sayısı 24 milyondan fazladır.

Hollandalılar, Avrupa’da İngilizceyi ikinci dil olarak konuşma konusunda çok iyi bir konumdadır. Neredeyse nüfusunun %90’ı iyi derecede İngilizce bilmektedir. İstediğiniz kadar çabalayın; ancak yine de Hollandalı biriyle Hollandaca konuşmaya yönelik herhangi bir girişiminiz, kaçınılmaz olarak size İngilizce yanıt vermesiyle sonuçlanacaktır. Yerli olmadığınızı öğrenirlerse veya hissederlerse, Felemenkçe konuşarak zaman kaybetmek istemezler.

Bu, Hollandaca öğrenmek için Hollanda’ya giden insanlar için gerçekten can sıkıcı bir durum teşkil eder. Dünya çapındaki İngilizce Yeterlilik Endeksi’ne göre, Hollanda ikinci dil olarak diğer tüm uluslardan daha fazla İngilizce yeterliliğine sahiptir.

Bu yeterlilik sadece okullarda verilen İngilizce eğitimle sınırlı değil; İngiliz veya Amerikan çizgi filmlerinin Hollanda televizyonunda dublajlı yayınlanmaması İngilizcenin ikinci dil olarak kullanılmasına katkı sağlar . Bu sebepten eğlenceli bir çocukluk geçirmek istiyorlarsa, çocukların İngilizceyi oldukça hızlı öğrenmeleri gerekir.

 

Sonuç

 

Sonuç olarak eğer eğitim almak, farklı bir şehirde yaşamak veya işlerinizi yeni pazarlara genişletmek istiyorsanız; tüm Avrupa pazarına bir günlük mesafede olmasıyla, gelişmiş teknolojik ve lojistik altyapısıyla, güzel yaşam şartlarıyla ve İngilizce konuşma oranının yüksekliğiyle Hollanda sizin için doğru yer olabilir.

Podcast serimiz Global Expansion’ın 2. Bölümünde, 2015’den beri dünyanın çeşitli ülkelerinde çeşitli pazarlarında hizmet veren Prisync kurucu ortağı Burç Tanır’ ı konuk ettik. Prisync’in Hollanda özelinde dış pazarlara nasıl açıldığı ve bu süreçte ne gibi stratejiler izlediği üzerine gerçekleştirdiğimiz sohbetimizi dinlemek için buraya tıklayabilirsiniz.

 

ÇEVİRİDE İNGİLİZCE KAYNAK METİN KULLANMANIN FAYDALARI

By Çeviri Blog Yazıları

 

Globalleşme ile birlikte İngilizcenin hayatın her alanında hâkim dil olduğu su götürmez bir gerçek. Çeviri sektörü için de bu durum bir hayli geçerli. Peki, kaynak dilin İngilizce olmadığı bir durumda çeviriyi İngilizce aracılığıyla yapmanın ne gibi faydaları olabilir?

 

İngilizcenin ortak dil olması

 

Dünyanın ortak dili İngilizce olmadan bilgiye ulaşmak, uluslararası düzeyde iletişim kurmak veya iş dünyasında varlık göstermek neredeyse imkansızdır. Bu açıdan İngilizceyi insanlığın, bilgi ve birikiminin anahtarı olarak görebiliriz. Örneğin, internetteki içeriklerin yarısından fazlasının İngilizce olduğunu biliyor muydunuz? Ana dili ne olursa olsun günümüzde herkes dünyaya doğrudan veya dolaylı olarak İngilizce ile bağlanıyor. İngilizcenin bu kültürel ve dilsel gücünü göz önünde bulundurarak çevirilerimizde kaynak dil olarak İngilizceyi kullanmak bizi bu dizgede tutacaktır.

 

İçeriklerin çoğunun İngilizce kaynaklı olması

 

Değindiğimiz bir önceki noktayla bağlantılı olarak, İngilizcenin dünya üzerindeki içeriklerin ana üreticisi olduğu böyle bir bağlamda İngilizce çeviri yaparken terimler ve referans metinleri gibi çeviri sırasında kullanabileceğimiz materyallere ulaşmak bu dille üretilen muazzam içerik hacmi nedeniyle çok kolaydır. Bu materyaller çeviri sırasında bize kolaylık sağlamasının yanında daha doğru metinler oluşturmamızı da sağlayacaktır. Örneğin, ticaret özelinde düşünürsek bu denli İngilizce ile iletişim sağlanan bir alanda referans olarak alınabilecek içerikler büyük oranda İngilizce olacaktır.

 

 

İngilizce bilen çevirmen bulma şansının diğer dillere göre yüksek olması

 

İngilizce aracılığıyla çeviri yapmanın bir diğer nedeni ise azınlık dilleri başta olmak üzere birçok dil çiftinde yeterli kalitede çeviri yapabilen çevirmenler bulmanın oldukça zor olmasıdır. Bu aşamada dünyanın ortak dili olan İngilizce tekrar devreye girer ve kaynak dilden İngilizceye yapılan bir çeviri aracılığıyla hedef dilimize ulaşırız. Hedef dilinde kaliteli çeviriler üreten çevirmenlerle çalışmamıza izin veren bu yöntemle birlikte çalışabileceğimiz çevirmen sayısı artar ve böylece çeviri süreci de hızlanır.

 

 

Sonuç

 

Sonuç olarak, dünya üzerinde yaklaşık 1,1 milyar insanın konuştuğu ve artık dünyanın ortak dili haline gelmiş olan İngilizce, hayatımızın her alanında olduğu gibi çeviri üzerinde de muazzam bir etkiye sahiptir. Çeviride İngilizcenin bu gücünü kullanarak daha kaliteli çevirilere daha hızlı bir şekilde ulaşmamız mümkündür.

 

Hızlıçeviri olarak hedefimiz birçok dilde kaliteli çeviri hizmeti sunmaktır. Bu nedenle özellikle azınlık dillerin çevirisinde Hızlıçeviri, kaynak metin İngilizce değilse kaynak metni önce İngilizceye çevirip, ardından ilgili azınlık dilde hizmet veren çevirmenlerden destek alarak ilerlemeyi her zaman daha avantajlı bulmaktadır.

Eğer sağladığımız çeviri hizmetlerinden yararlanmak istiyorsanız bize ulaşın.

YERELLEŞTİRMENİN İŞİNİZ İÇİN ÖNEMİ

By Çeviri Blog Yazıları

 

Yerelleştirme sıklıkla karşılaştığımız bir kavram ve genelde çeviriyle eş anlamlı olarak kullanılır. Ancak çeviri ve yerelleştirme arasında pek çok fark var.

“Çeviri, yerelleştirme sürecini oluşturan unsurlardan yalnızca biridir.”

 

GALA’ya (Küreselleştirme ve Yerelleştirme Derneği) göre, “Yerelleştirme, bir ürünün belli bir bölgeye veya pazara uyarlanmasıdır. Çeviri, yerelleştirme sürecini oluşturan unsurlardan yalnızca biridir.”

Bunu iş dünyası kapsamında açıklayalım. Yerelleştirme sadece çeviriyi değil aynı zamanda içeriğinde bulunan resimler, renkler, fiyatlar gibi her türlü unsuru kapsar. Bu unsurların bilinçaltına işlemesi ve yerelleştirme aracılığıyla tüketicilerle kurduğunuz güçlü bağ sayesinde tercih edilme ihtimaliniz artar.

 

İki farklı e-ticaret sitesindeki güneş gözlüklerini karşılaştırdığınızı düşünün. İlk sitedeki grafikler garip duruyor, fiyatlar aşina olduğunuz bir kurda yazılmamış ve kullanılan dili bilmiyorsunuz. İkinci sitede ise resimleri, kelimeleri, rakamları; kısacası gördüğünüz her şeyi rahatlıkla anlayabiliyorsunuz. Hangi siteden ürün satın alırdınız? İkincisinden değil mi?

Bu konuda yalnız değilsiniz. Common Sense Advisory adındaki bir şirketin yaptığı bir araştırmaya göre tüketicilerin %75’i birbirine benzeyen iki ürün arasında kararsız kaldıklarında, kendi ana dillerinde bilgi içeren ürünü tercih etme eğilimlerinin daha fazla olduğuna “katılıyor” veya “kesinlikle katılıyor”.

Çeviri sadece bir başlangıçtır

 

Müşterilerinin kültürüne, diline ve görgü kurallarına göre içerik üreten şirketler uluslararası alanda başarıyı yakalar. Bu yüzden, çevirinin tek başına yeterli olmadığı kur, tarih formatı, ölçü birimi ve benzeri tüm detayları müşteriye uygun bir şekilde ayarlamak için yerelleştirmeyi tercih ederler.

Yerelleştirmenin asıl amacı tüketicilerle güçlü bağlar kurarak onlara pazarlama stratejinizi ve iş hayatındaki hedeflerinizi güçlendiren bir deneyim sunmaktır.

Sonuç

 

Sonuç olarak kitleniz kendisine ana dilinde hitap edilmesini istiyorsa ve amacınız rakiplerinizin arasından sıyrılmak ise şirketiniz bu isteğe kulak vermelidir. Bunu nasıl yapabileceğinizi merak ediyor musunuz? Öyleyse bizimle iletişime geçin.

PROFESYONEL ÇEVİRİNİN İŞİNİZ İÇİN ÖNEMİ

By Çeviri Blog Yazıları

Söz konusu yerelleştirme olunca işinizde en iyi sonucu alacağınız yer, profesyonel bir çeviri hizmetidir. İşte bilmeniz gerekenler.

“Pardon, bu çeviri olmuş mu? Bir bakar mısın?”

Türkçe dışında başka bir dil bilen her çalışanın korkulu rüyasıdır bu soru.

Bu çalışanlar, yazının doğruluğunu hızlıca kontrol etmek veya kısa bir müşteri e-postası yazmak için size yardımcı olabilir. Fakat bir veya birden fazla yabancı dil bilen çalışanlarınızın çevirmen olmadığını, onlara çevirmen gibi davranmamanız gerektiğini unutmayın.

Günümüzdeki müşteriler, kendilerine hitap eden kişiselleştirilmiş içerikler bekliyor. Pek çok farklı dilde böyle karmaşık bir yapıda içerik üretmek yabancı dil bilen çalışanların ve hatta makinelerin yapacağı bir iş değil. 2022’de online satın alma gücünün %90’ında 16 dil için yazılı destek gerekiyor. Şirketinizi büyütüyorsanız ve daha fazla müşteriye seslenmek istiyorsanız yatırım yapacağınız ilk yer profesyonel çeviri hizmeti olmalıdır.

Profesyonel çeviri hizmetleri nelerdir?

 

Genellikle, dillerden birini veya birkaçını anadili olarak konuşan profesyonel çevirmenler daha iyi çeviriler üretmek için kültürel deneyim ve farkındalık sunar. Profesyonel çevirmenler, çevirilerin doğru olduğundan ve vermek istediğiniz mesajla aynı anlama geldiğinden emin olarak çevirinin hedef dilde yazılmış orijinal bir metin gibi algılanmasını sağlar.

Projelerinizde profesyonel bir çeviri şirketiyle çalışarak bir proje yönetim aracının (TMS) da dahil olduğu daha kapsamlı bir hizmetten faydalanabilirsiniz. Hızlıçeviri’nin çeviri ve dil hizmetleri anlayışı vakit ve enerji kaybına yol açan “manuel” çeviriyi ortadan kaldırır, projelerinize özel proje yönetim ekibi sağlar ve masraflarınızı azaltırken size daha kaliteli çeviriler sunar. İşte bu sebeple projelerinizde en iyi sonucu almanız için profesyonel çevirmenlerle çalışıyoruz.

Profesyonel çevirmenlerle çalışmak için 5 sebep

 

Profesyonel çeviri hizmetlerinden faydalanarak zamandan tasarruf eder, yerelleştirme sürecini kolaylaştırır ve çevirilerinizde daha kaliteli sonuçlar elde edersiniz. İşte her işletmenin dünyaya açılırken profesyonel çeviri hizmetlerinden yararlanmasının başlıca nedenleri:

  1. GÜVENEBİLECEĞİNİZ KALİTELİ ÇEVİRİLER

Yabancı bir dilde “akıcı” olmak dediğimizde genellikle aklımıza o dilde sohbet etme, düşünebilme veya hayal kurma becerisi gelir. Fakat profesyonel, yeminli çevirilerle bunu bir adım öteye taşımak mümkün. Başka bir dilde güvenle ve okurunu ikna eden bir şekilde yazabilen çevirmenler, ekibinizdeki yazarlardan biri gibi hissettirir.

Profesyonel çevirmenler size en kaliteli sonuçları sunar çünkü yaptıkları, bir metni bir dilden diğerine çevirmekten çok daha fazlasıdır. Marka kimliğinizi göz önünde bulunduran profesyonel çevirmenler kaynak dildeki genel anlam ve fikri koruyarak hedef kitlenize uygun bir çeviri sunar.

  1. PAZARDA DAHA HIZLI YER ALMA

Evet, makine çevirisiyle dakikalar hatta saniyeler içinde çevirinizi teslim alabilirsiniz. Fakat pek çok dilde rekabetçi ve piyasaya hazır bir internet sayfası istiyorsanız profesyonel çevirmenlerimizle oldukça kısa bir sürede ihtiyaçlarınızı karşılamaya hazırız. Hızlıçeviri, tüm çeviri sürecini otomatize ederek kaliteli çeviriler elde etmenizi ve müşterilerinize devamlı olarak yeni içerik sunmanızı sağlar.

Yüzlerce dil çiftini bünyesinde barındıran Hızlıçeviri’nin proje yönetim ara yüzü hem çevirmenler hem de proje yöneticileri tarafından oldukça basit bir şekilde kullanılabilir. Çeviri belleği ve terim listesine erişim parmaklarının ucundayken proje sürecini sürekli takip eden proje yöneticilerimiz karşılaşılan bir soruna anında müdahale edebilir.

  1. İŞ BİRLİĞİNE DAYALI ÇALIŞMA

Doğru bir şekilde iletişim kurulduğunda profesyonel çevirmenler ekibinizin bir parçası olabilir. Çeviri sürecinde sadece kelimeleri değiştirmek için değil, her dilde marka kimliğinizi yakalayan bir strateji oluşturmak için çevirmenlerle sürekli olarak iletişim halinde kalın.

Tecrübeli çevirmen kadrosuna sahip Hızlıçeviri, projelerinizi teslim alan çevirmenleri tanımanızı sağlar. Böylece, karşılıklı bir güven ilişkisi oluşturup dildeki farklılıkları anlayabilirsiniz. Ayrıca çevirmenler de işinizi ve hedef kitlenizi daha yakından tanıyabilir.

Hızlıçeviri, iş birliğine dayalı çeviri uygulamalarını Excel tabloları, Word dosyaları içinde kaybolmadan, tamamen güvenilir çeviri platformunda tamamlayarak kaynak materyal, bağlam ve kalite güvencesi sunar, tüm çalışanlarınızın işini kolaylaştırır.

  1. BAĞLAM VE KARMAŞIK CÜMLELERİN ÜSTESİNDEN GELME BECERİSİ

İlkokul sıralarında kaç kere “yanlış” ve “yalnız” sözcüklerini yazarken zorlandınız? Bu, Türkçe konuşan herkesin kolaylıkla halledemediği bir sorun olabilir. (Zaman zaman bu kelimelerin yazılışlarında kafa karışıklığı yaşayanlar var)

İçeriğin yapısındaki karmaşıklık arttıkça profesyonel çevirmen ihtiyacı da bir o kadar belirginleşiyor. Profesyonel çevirmenler başka bir dilde düşünceleri rahatça ifade edebilen, ürününüzü satın almak için insanları ikna edebilen, içeriğinize ait detaylı açıklamalar üretebilen ve yüksek dil hakimiyetine sahip kişilerdir.

Unutulmaması gereken nokta bağlam. Örneğin “En Kolay Yüzme Teknikleri” başlığını ele alalım. Bu, bir metnin başlığı olsa ve yalnızca başlıktan yola çıkarak metnin içeriğini tahmin etmeniz istense doğru yanıtı verme olasılığınız yüzde ellidir. (Seçenekleriniz bir spor türü olan yüzme ve bir canlının derisini yüzme olarak düşünülebilir.) İşte tam da böyle anlarda bağlama ihtiyaç duyulur.

Profesyonel çevirmenler sorulması gereken soruları ve okuyucuya doğru ve anlaşılır bir çeviri sunmak için bağlamı nasıl yorumlaması gerektiğini iyi bilir.

  1. İHTİYAÇLARINIZA YÖNELİK UZMANLIK

Çevirmenler genellikle hedef dilin pazarında, bölgesinde veya lehçesinde uzmanlaşır. Belirli bir pazarda hedeflerinizi incelerken profesyonel çevirmenler kişiselleştirilmiş ve etkili içerik elde etmenize yardımcı olabilir.

Aynı durum sektörler için de geçerlidir. Profesyonel çevirmenler, alana özel sözlüklerle çalışırken belirli sektörlerde (tıbbi çeviri, hukuk çevirisi, teknik çeviri vb.) konu uzmanlığı geliştirir. İçinde bulunduğunuz sektör ne kadar karmaşık ve bir yandan da düzenli bir yapıdaysa profesyonel bir çevirmene ihtiyaç duyma olasılığınız da o kadar artar.

Ayrıca pek çok profesyonel çevirmen farklı alanlarda da uzmanlaştığı için belge çevirisi, online çeviri, transkripsiyon ve alt yazı, seslendirme çalışmalarında size yardımcı olabilir.

Hızlıçeviri’nin profesyonel çeviri hizmetleri, her dilde sunduğu kaliteli hizmet ile müşteriler için fark yaratırken sektör bilgisine sahip yetenekli çevirmenlerle iletişim içinde olmanıza yardımcı olur. Yerelleştirme programınızı bugün işleme almak için profesyonel hizmetlerimizden ve uzman desteğimizden faydalanabilirsiniz.

Kelimelerle dünyayı değiştirmek için buradayız.

 

 

İŞLETMENİZ İÇİN KÜRESEL BİR STRATEJİ OLUŞTURMAK

By Uncategorized

İşletmenizi uluslararası alanda genişletmek mi istiyorsunuz? Küresel strateji, markanızı eşsiz kılan özelliklerden taviz vermeden pazarda hakimiyet kurmak anlamına gelir. Başarılı şirketlerin dünya genelinde pazar payını ve marka bilinirliğini arttırmak için standartlaşmaya nasıl odaklandığına birlikte bakalım.

Dünyanın neresinde yaşıyor olursanız olun, Apple ve Amazon gibi en büyük küresel markaların bazılarını muhtemelen deneyimlemiş ya da duymuşsunuzdur. Bu şirketlerle ister Kanada’da ister Kamboçya’da etkileşime girin, ürün, web sitesi, mobil uygulama ve görünüm ile his açısından deneyiminiz çoğunlukla benzer olacaktır.

Bunun nedeni, bu şirketlerin uluslararası genişleme modellerinde farklı pazarlarda standartlaşmayı önceleyen küresel bir strateji izlemeleridir.

Küresel strateji birçok şirket için final aşamasıdır. Belirli bir pazarın baskıları veya rekabeti hakkında endişelenmenizin gerek olmadığı bir noktaya geldiğiniz ve artık “başarıya ulaştığınız” anlamına gelir. Küresel bir stratejinin uygulamada nasıl göründüğünü inceleyelim.

Küresel strateji nedir?

Küresel bir strateji uyguluyorsanız, bütün dünya sizin pazarınızdır.

Küreselleşmeyi benimseyen şirketler, her bir ülkeye kendi pazarındaki farklı tat ve tercihlere göre yaklaşmak yerine renkler, verilen mesajlar ve operasyon modelleri dahil olmak üzere olabildiğince çok öğeyi standartlaştırırlar. Böylelikle, en büyük küresel markalar her ülkede anında tanınırlar.

Örnek olarak Apple’ı gösterebiliriz. Apple, küresel stratejinin en başarılı örneklerinden biri. iPhone’u düşünün – bu yazıyı bir iPhone’da okuyor bile olabilirsiniz! Klavye, aksan işaretleri ve alfabetik karakterler açısından kullandığınız dile göre biraz farklılık gösterse de sayfa düzeni, işlevsellik, renkler ve tuşlar, telefonu nereden satın alırsanız alın aynıdır.

Küresel bir strateji benimsemek size birçok avantaj sağlar:

  • Hemen tanınabilen küresel ve standartlaşmış bir marka
  • Ölçek ekonomileri sayesinde daha etkili süreç ve operasyonlar
  • Değişikliklerin minimum düzeyde olduğu bir ürün yelpazesi ile daha kolay yönetilen operasyonlar ve daha hızlı ölçeklendirme
  • Küresel pazarda rekabet üstünlüğü

Ancak şirketler böyle yüksek bir küresel entegrasyonun peşine düşerken bir yandan da bazı riskler alıyorlar:

  • Marka değerinin ve uluslararası cazibenin riske atılması
  • Başarının küresel çapta bilinirlik ve itibar gerektirmesi
  • Pazardaki payını çoktan garantilemiş yerel markalarla rekabet etmek
  • Tüketicilerin tedarik zincirinde ve küresel operasyonlarda şeffaflık talep etmesi
  • Yerelleştirme ve çeviri (merak etmeyin, bu konuda size yardımcı olabiliriz!)

Küresel strateji, mevcut stratejik modeller arasında küresel entegrasyonun en yüksek ama yerel duyarlılığın en düşük olduğu modeldir. Bu da odak noktasının mümkün olduğunca çok standartlaşma ile çalışma ve tedarik zinciri yönetiminin optimize edilmesi olduğu anlamına gelmektedir. Yani ortada tek bir marka, tek bir ürün grubu ve şirket merkezinden verilmek istenen tek bir mesaj vardır. Yabancı pazarlarda yerel ofisler veya üretim tesisleri olsa bile her şey, en küçük tuşun boyutu ve şekline kadar her bir detaya karar veren iç pazardaki kurumsal hiyerarşiye bağlıdır.

Ancak küresel strateji uluslararası büyümeye giden tek yol değildir. Hatta, büyümenin her aşamasında en iyi model olmayabilir. Küresel bir stratejiyi benimsemiş çoğu marka, aşağıdaki iş modellerinden en az bir tanesini kullanarak işletmelerini zaman içinde yavaş yavaş standartlaştırır:

 

  • Uluslararası strateji: Genellikle bir işletmenin deneyimlediği ilk uluslararası büyüme türüdür. Bu stratejide ithalat ve ihracata odaklanılır ve operasyonların çoğu ana ülkede gerçekleştirilir. Şarap, havyar ya da peynir gibi ürünün albenisinin önemli bir kısmının üretim bölgesine bağlı olduğu lüks ürünler, bu tür iş stratejisine örnek olarak gösterilebilir.
  • Çok uluslu yerel strateji: Çok uluslu yerel işletmeler aldıkları her kararda yerel öncelikli bir yaklaşım benimserler ve çalıştıkları belirli şirketlere göre tamamıyla farklı satış, pazarlama ve ürün stratejileri kullanarak ülkelere özgü markaları içeren bir portföy oluştururlar. Johnson & Johnson, Frito-Lay ve Nestle gibi birçok gıda ve sağlık markası bu stratejiyi uygular.
  • Ulusötesi (transnational) strateji: Ulusötesi işletmeler, uluslararası pazarlardaki yerel iştiraklerini kendi yerel pazarlarındaki tek bir merkez ofis üzerinden koordine ederler. Bu model, tek bir şemsiye marka ve stratejik yönetişim için tek bir karar alma organı bulunması nedeniyle küresel stratejiyle en çok benzeşen modeldir ancak belirli pazarlama, yerelleştirme ve ürün kampanyalarında yerel öncelikli bir yaklaşım benimsenir. McDonald’s ve Coca-Cola gibi şirketler bu stratejide uzmandır.

Büyük şirketlerden 5 küresel strateji örneği

Başarılı bir küresel strateji, küresel entegrasyona ve pazara bakılmaksızın aynı şekilde görünen, hissettiren ve uyumlu bir şekilde işleyen şemsiye bir marka oluşturmaya odaklanır. Her bir küresel şirket aynı olmasa da en başarılı şirketlerin çoğu, dünya çapında albenisi olan veya yazılım gibi markete yönelik değil, bireysel kullanıcılara göre kolaylıkla özelleştirilebilen ürün ve hizmetler satarlar.

Dünyanın en başarılı 5 çokuluslu şirketine bakalım:

  1. AMAZON

Dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan Amazon 58 ülkede hizmet veriyor ve her gün bir milyardan fazla çevrim içi kullanıcıya ulaşıyor. Alibaba’nın bir numara olduğu Çin dışında dünyadaki her ülkede lider e-ticaret şirketidir. Neredeyse her yerde Amazon’un her daim var olan “gülümsemesini” kamyonlarda ve kolilerde görebilir, aynı gün ulaşan kargonuzun keyfini sürebilirsiniz.

  1. SPOTIFY

Spotify, pazar yerine bireysel kullanıcılara, müzik tercihlerine ve zevklerine dayanan, aşırı kişiselleştirilmiş bir yaklaşım benimser. Lisans ve hukuki gerekçelerle bazı şarkılar her ülkede mevcut olmasa bile dünya çapındaki 1,2 milyondan fazla sanatçının 1000’den fazla türdeki eserlerine erişebilirsiniz.

  1. DISNEY

Ne de olsa dünya küçük. İster Şangay’daki ister Kaliforniya’daki eğlence parklarını ziyaret edin, her yerde aynı sihirli dünyayı deneyimleyebilirsiniz. Disney ekibi film, ticari ürün ve televizyon programlarında küresel anlamda olabildiğince kapsayıcı olmaya çalışır. Sadece kitlesinin geri bildirimine bağlı olarak film adı gibi küçük değişiklikler yapılır.

  1. IKEA

IKEA, hedef markete göre belirli ürünlerde ölçüler, fiş tipi veya elektrik gereksinimlerine göre adaptasyon ve ürün ebatları gibi göze çarpmayan ufak değişiklikler yapar. Ancak IKEA mobilyaları genel olarak müşterilerin ürünleri kendilerinin monte etmesini gerektiren, küçük alanlara yönelik İsveç mühendisliğinin bir ürünüdür. Ayrıca, hizmet verdikleri her ülkede mavi-beyaz depolarını aynı şekilde gezebilirsiniz.

  1. APPLE

Apple orijinal Mac bilgisayarı 1984 yılında piyasaya sürdüğünden beri pürüzsüz hatları, sade ara yüzü ve kolay kullanılan yazılımı ile hakimiyet kurmuştur. Apple teknolojisi nereye giderseniz gidin, birkaç ufak değişiklik dışında küresel olarak aynıdır. Dünyanın en büyük küresel markalarından biri kabul edilen Apple, dünya genelinde 100.000’den fazla çalışanıyla 175 ülkede hizmet vermektedir.

Küresel bir stratejiniz olsa bile yerelleştirmeye neden ihtiyaç duyarsınız?

Küresel strateji en az yerel duyarlılık gerektiren strateji olsa bile yine de yerelleştirmeye ihtiyaç duyulmaktadır. En başarılı uluslararası markaların bazıları da yerelleştirme ve çeviri hizmetlerinden yararlanmaya devam etmektedir.

Küresel markalar, ürün özelliklerini değiştirmeseler, pazara özgü bir görünüme yatırım yapmasalar ya da yerel şirketlerin yöneticileri veya ofisleri ile çalışmasalar bile yine de farklı dillerde bilgilendirme yaparlar. Apple örneğinden devam edelim ve iPhone 12 reklamı bulunan ana sayfanın ekran görüntülerine bakalım:

Apple’ın ABD’deki (üst) ve İspanya’daki (alt) ana sayfalarının ekran görüntülerini incelediğimizde fiyatların pazara göre biraz değiştiğini ama mesajın ve görünümün aynı olduğunu görebiliriz.

Küresel markalarda hukuki gerekçelere veya ödeme işlemlerine bağlı olarak göze hemen çarpmayan farklılıklar olabilir. Buna rağmen, Apple’ın temel ürünü iPhone’un web sitesinde dil farklı olsa bile görünüm ve uyandırdığı his aynı. Bunu, aynı zamanda ürün sayfalarında da gözlemleyebiliriz.

Nerede satın alırsanız alın, renkler, özellikler ve sunulan bilgiler aynı. Apple dünya genelindeki farklı elektrik gereksinimlerine uyum sağlamak için farklı fiş türleri sunsa da ürün mesajı da dahil olmak üzere iMac, her yerde iMac.

Hızlıçeviri ile stratejinizi küresel boyuta ulaştırın

 

Yerelleştirme ve çeviri, küresel stratejinin en göz korkutucu yönleri olarak görülse de bu durum böyle olmak zorunda değil. Hızlıçeviri, dünya standartlarında çeviri çözümü ve birinci sınıf dil hizmetleri sunmaktadır.

ÇEVİRİ VE YARATICI ÇEVİRİ ARASINDAKİ 6 FARK

By Çeviri Blog Yazıları

 

Bazı durumlarda ihtiyacınız olan çeviri değil yaratıcı çeviridir. Peki buna nasıl karar verirsiniz? İki çeviri hizmeti oldukça yaygın olsa da aralarında bazı farklar var. İlk önce yaratıcı çevirinin tanımına bakalım.

 

Yaratıcı Çeviri Nedir?

 

Yaratıcı çeviri; içeriğinizin tonunu, amacını ve stilini koruyarak onu bir dilden başka bir dile uyarlamaktır.

Çeviride yaratıcılık gösterilse dahi genellikle orijinal içeriğinizin bir kısmı aynı kalır, sadece bazı fikirler farklı bir şekilde aktarılır. Yaratıcı çeviride ise içeriğiniz çoğu zaman başka bir kültüre hitap edecek şekilde yeniden inşa edilir.

 

Yaratıcı Çevirinin Çeviriden Farkı Nedir?

 

Çeviri, bir dildeki kelimelerin yerine başka bir dilde ona karşılık gelen kelimeler koymaktır. Yaratıcı çeviri yapanlar ise bir dildeki mesajı ve fikri başka bir dilde aynı şekilde ifade etmeyi hedefler.

Yaratıcı çeviri, çevirmenlerin kendi yaratıcılıklarını ve kültürel birikimlerini içeriğe yansıtarak yerel kitleye hitap etmelerine olanak sağlar.

Çeviri ile yaratıcı çeviri arasındaki farkı tam olarak anlamadıysanız, ikisi arasındaki altı farka göz atalım.

 

  1. Yaratıcı çeviri uzmanları aynı zamanda yazardır.

Genellikle, yaratıcı çeviri hizmeti veren kişilerin mesleği çevirmenlik değil metin yazarlığıdır.

Bazı kişiler hem çevirmen hem de metin yazarı olabilir ama çoğunlukla bu ikisi farklı hizmetlerdir. Bu yüzden, bu hizmetleri veren insanlar her zaman aynı mesleki kuruluşların ve çevrenin parçası değillerdir.

 

  1. Yaratıcı çeviri için yaratıcı talimatlar gerekir

Çeviri, kaynak metne bağlıdır. Çevirinin aksine, yaratıcı çeviri yapmak istiyorsanız yaratıcılık gerektiren projelerde olduğu gibi projeye dair elinizde daha fazla referans bulunması ve bunlardan yararlanarak metne farklı bir soluk katmanız gerekir.

Bu durumda yaratıcı çeviriyi yapacak olan yazara sadece bir metin sunmak yetmez, aklınızdaki yaratıcı konsepti ve insanlarda uyandırmak istediğiniz tepkiyi ona net bir şekilde ifade edebilmelisiniz.

 

  1. Yaratıcı çeviri maliyetli olabilir

Çeviri ücreti genellikle kelime bazlı hesaplanırken yaratıcı çeviri ücreti saat bazlı veya proje bazlı hesaplanır.

Yaratıcı çeviride amaç sadece kaynak dildeki kelimelere eşdeğer kelimeler bulmak değildir. Bu yüzden, kelime bazlı ücretlendirme, yaratıcı çeviri hizmeti veren kişinin markanızın iletmek istediği mesajı yeniden üretmek adına yaptığı bütün işleri doğru bir şekilde yansıtmaz.

Çünkü yaratıcı çeviri; metin yazarlığı, grafik tasarım veya video içerik üretimi gibi yaratıcılık gerektiren bir hizmettir.

 

  1. Yaratıcı çeviri yapıldıktan sonra yeni bir mesaj ortaya çıkar

Genellikle, belirli bir hedef kesim veya kitle göz önünde bulundurularak yazılmış bir mesaj farklı bir gruba hitap etmeyecektir.

Yaratıcı çeviri yapıldığında yerelleştirilmiş, hedef odaklı yeni bir mesaj üretirsiniz. Çeviri yaptığınızda ise elde ettiğiniz sonuç, farklı bir dilde farklı kelimelerle aynı mesajı vermesi olacaktır.

İyi bir çevirmen, web sitesi veya uygulama içeriğini kaynağa bağlı kalarak ama kelimesi kelimesine olmayacak şekilde çevirir. Ancak, içeriğiniz için sadece çeviri yapılırsa verilmek istenen mesajın etkisi kaybolabilir.

 

  1. Yaratıcı çevirinin amacı yaratıcı, pazarlama odaklı bir metin üretmektir

Çeviri, bilgilendirici metinler için yeterli olsa da pazarlama metinleri okuyucuyu harekete geçirme amaçlı yazıldığı için yaratıcı çeviri böyle bir durumda daha uygundur.

 

  1. Yaratıcı çeviri hizmeti beş duyuya hitap edecek tavsiyelerde de bulunur

Yaratıcı çeviri hizmeti veren kişiler, ürünün yerel pazarda kabul görmesi ve yankı uyandırması için sıklıkla ürünlerin ya da kampanyaların beş duyuya ne kadar hitap ettiği ve yaratacağı etkiler hakkında müşterilere tavsiyelerde bulunur.

Yaratıcı çeviri, markanızın sesini ve mesajını tamamen farklı bir dile taşıyan yeni içerikler üretmenizi sağlar. Böylelikle, çevirinin ötesine geçer ve içeriği, belli bir kültüre özel olarak yeniden üretir.

 

Gerçek Hayatta Yaratıcı Çeviri

 

“Kelimelerin gücüyle dünyayı yerinden oynatmak” gibi bir deyişi çevirmek söz konusuysa, okuyucuya aktarılması gereken birçok farklı anlam ve bağlamla karşı karşıya kalırsınız. Dilin kafa karışıklığına yol açabilecek kendine has birçok nüansı vardır.

Örneğin, burada “dünyayı yerinden oynatmak” ile kastedilen gezegen olan Dünya’yı alıp başka bir konuma taşımak mıdır? Bizce bu ifade daha çok “topluluklar, markalar ve kültürler üzerinde iz bırakmak” anlamına geliyor.

Bu yüzden, basit bir çeviri yeterli olmayacaktır. Aktarmak istediğimiz amacın ve ana mesajın yansıtıldığından emin olmak için burada yaratıcı çeviriyi tercih ettik.

 

Gerçek Hayatta Pazarlama Çevirisi

 

Dışarıdan baktığınızda, pazarlama çevirisi ve yaratıcı çeviri arasında hiçbir fark olmadığını düşünebilirsiniz. Çevirmenler içeriğinizi farklı bir dile aktarır. Bu süreçte fikirlerinizi, konseptinizi ve deyimlerinizi ifade ederken yaratıcılığını zaten göstermelidir.

Yaratıcı çeviride içeriğiniz neredeyse baştan yazılırken, çeviride yaratıcı olmak çok daha genel bir süreçtir.

Bir blog gönderisinin çevrildiğini düşünün.

Blog gönderisi çevirisinde de içerik yine kaynağı yansıtır ve burada kullandığınız dilin orijinal mesaja olabildiğince yakın olması gerekir. Çevirmenler genelde deyimleri, benzetmeleri ve göndermeleri içerik ürettikleri kültüre uygun olacak şekilde değiştirirler.

Bunu yaparken cümlelerin hatta paragrafların yapısını değiştirebilir ve kimi zaman resimler dahi değişebilir. Fakat orijinal fikir ve hatta üslup çoğunlukla aynı şekilde bırakılır.

Yaratıcı çeviri içerik üretiminde olmazsa olmazdır.

 

Sonuç

 

Yaratıcı çeviri, web sitenizdeki fotoğrafları değiştirmekten çok daha fazlasını kapsar.

Yaratıcı çeviri, markanızın sesini ve mesajını tamamen farklı bir dile taşıyan yeni bir içerik üretmektir. Böylelikle, çevirinin ötesine geçer ve içeriği, belli bir kültüre özel olarak yeniden üretir.

Yaratıcı çeviri, pazarlama kampanyaları ve sloganlar gibi duygulara hitap eden içeriklerde kullanılır.

Yaratıcı çeviri ile dünyanın dört bir yanındaki müşterilerinize samimi ve özel bir deneyim sunabilirsiniz.

 

YERELLEŞTİRME SEKTÖRÜNDE PROJE YÖNETİCİLERİ

By Çeviri Blog Yazıları

Yerelleştirme sektöründe çalışan proje yöneticileri (PM) tüm yerelleştirme sürecini bir arada tutan bir köprü gibidir. Bu yazımızda proje yöneticilerini bu kadar iyi yapan özellikleri, başarılı yerelleştirme proje yöneticilerini tanımlayan becerileri ve onların bir günlerini nasıl geçirdiğini ele alacağız.

“Bu iş aslında kime ait?”

İşler büyüdükçe ortaya çıkan yeni roller ve sorumluluklarla birlikte bu soru da sıklıkla karşımıza çıkar. İşinizi uluslararası alanda genişlettikçe yerelleştirmeye yaptığınız yatırımlarla birlikte yeni yazılım çıkarmak, içerikte veya uygulamalarda yeniliklere gitmek gibi süreçlere de yeni adımlar eklenir.

Aslında ekibinizdeki herkes yerelleştirme sürecinin bir parçasıdır.

  • Ürün yöneticileri yeni bir web sitesi veya özellik geliştirir.
  • Tasarımcılar tasarımla ilgili düzenlemeler yapar ve resimleri belirler.
  • Metin yazarları bunu ana dilinize uyarlar.
  • Çevirmenler ise içeriği farklı hedef dillere aktarır.
  • Geliştiriciler yeni tasarımlar geliştirir.
  • Editörler de metni, tasarımı, çevirileri düzenler ve içeriği kalite kontrolünden geçirerek çeviriye son şeklini verir.
  • Pazarlama ve Satış sayesindeyse yeni özellik, sayfa veya tasarımın tanıtımı ve reklamı yapılır.

Bu oldukça karmaşık bir süreç. Tam da bu yüzden yerelleştirme ekipleri yerelleştirme sektöründe çalışan proje yöneticilerine başvurur.

Bir Yerelleştirme Proje Yöneticisi Ne Yapar?

 

Yerelleştirme proje yöneticileri yerelleştirme sürecinin her aşamasını denetler. Bu sayede sürecin bir parçası olan taraflar arasındaki iletişimi kolaylaştırmakla kalmayıp birçok işin bütçe aşılmadan yerine getirilmesini de sağlar.

Düzgün bir proje yönetim süreci tasarlayarak ürün yöneticileriyle birlikte süreci tanımlamaya ve iyileştirmeye çalışır. Aynı zamanda temel performans göstergelerini kullanarak kaliteyi ve performansı denetler, çeviriyi mümkün kılan teknolojik uygulamalarının da ayarlamasını yapar. Yerelleştirme stratejinize bağlı olarak proje yöneticilerinizin işini iyi yapan dil uzmanları veya serbest çevirmenlerle iş birliği yapması, Hızlıçeviri gibi hizmet sağlayıcılar arasında aracılık yapması veya hali hazırda sahip olunan kaynaklarla çalışması gerekebilir.

 

Şirketler Neden Yerelleştirme Proje Yöneticileriyle Çalışmak İster?

 

Daha önce yerelleştirme veya başka bir sektörde proje yöneticileriyle çalıştıysanız dokunuşlarının sihirli olduğunu bilirsiniz. Yerelleştirme sektörünün başarılı proje yöneticileri çeviri projelerinin zamanında kaliteli bir şekilde tamamlanmasını sağlar. Arka planda yorulmak bilmeden sürekli çalışır, işlerin rayında gidip gitmediğini kontrol eder.

Şirketler proje yöneticileriyle çalışmak ister çünkü proje yöneticileri, ekibe sahip oldukları becerilerle katkı sağlar.

 

  • Bu becerilerden ilki ayrıntılara önem vermeleri ve süreç odaklı olmalarıdır. Proje yöneticileri, projenin başından sonuna tüm süreç boyunca karmaşık projelerin tamamlanması için yapılması gerekenleri bilir ve problem çözme becerileri sayesinde de riskleri en aza indirerek sürecin başarılı bir şekilde tamamlanmasını sağlar.

 

  • Proje yöneticilerinin en önemli diğer bir becerisi de birçok işi büyük bir profesyonellikle aynı anda yapabilmeleridir. Bu becerileri sayesinde yerelleştirme sürecinin her aşamasında aktif rol oynarlar. İletişim becerileri oldukça gelişmiştir ve bu becerileri sayesinde pazarlamacılar, ürün yöneticileri, tasarımcılar, çevirmenler, geliştiriciler ve hizmet sağlayıcılarıyla kolaylıkla iş birliği gerçekleştirebilirler.

 

  • Ayrıca proje yöneticileri doğuştan liderdirler. Projelerin tam kalbinde yer alırlar. Ekibi yetiştirir, eğitir ve liderlik ederken içerdeki ve dışardaki tüm taraflarla etkili bir şekilde iletişim kurarlar.

 

  • Bununla da kalmayıp teknolojiyi de yakından takip ederler. Geleneksel yöntemlerle yürütülen çeviri projeleri çalışma tablolarıyla doludur ama süreç bu kadar karmaşık olmak zorunda değil. Proje yöneticileri sektörde standart haline gelen çeviri yönetim sistemi (TMS), CAT (Bilgisayar Destekli Çeviri) gibi yerelleştirme araçlarına dair deneyim ve bilgilerini paylaşarak ekiplerin kendi kurumları için en iyi seçeneği keşfetmelerine yardımcı olur.

 

  • Bunun yanı sıra proje yöneticileri genelde en az iki dillidir. Başarılı olmak için birçok dile hâkim olmak zorunda olmasalar da birden çok dil bilmeleri onlara her zaman avantaj sağlar. Her koşulda küresel ölçekte düşünürler ve uzaktan, farklı zaman dilimlerinde ve farklı kültürlerle iç içe çalışmak konusunda oldukça beceriklilerdir.

Yerelleştirme Sektöründeki Proje Yöneticilerinin Bir Günü

 

Bir yerelleştirme proje yöneticisinin iş dinamiği her gün değişir. Kurum içindeki iletişim sürecini planlamak, durum değerlendirmesine yönelik toplantıları yönetmek, çeviriye gidecek dosyaları hazırlamak veya o anda kaç proje üzerinde çalışıldığına ve çalışılacağına dair rapor oluşturma ve planlama yapma gibi görevlerle günlerinin çoğunu geçirirler.

Ayrıca çeviri sürecinin her aşamasında rol oynarlar. Hızlıçeviri de ise süreç şu şekilde ilerler:

  1. Yerelleştirme proje yöneticisi yeni çevirilere veya çevirinin güncellenmesine yönelik taleplere kendi proje yönetim sistemi aracılığıyla yanıt verir. Daha sonra kaynak dildeki yeni dosyayı alıp sisteme girişini sağlar ve çeviri için gerekli olan hedef dilleri belirler.
  2. Hızlıçeviri içerik yönetim ve tasarım sistemlerinizle entegrasyon sağlar. Böylelikle yeni içerikler yazıldığında veya içeriklerde güncelleme yapıldığında bu dosya otomatik olarak dizinlere (string) ayrıştırılır ve ilgili dil ve uzmanlıktaki çevirmenlere gönderilir.
  3. İş ataması yapılan çevirmenler işi tamamlar. Proje yöneticileri ise tüm süreci yakından takip eder, bir sorun olduğunda sizinle doğrudan iletişime geçer.
  4. Çeviriler tamamlandığında proje yöneticisine bildirim gider. Böylece proje yöneticisi diğer aşamaları planlar.
  5. Yerelleştirme proje yöneticileri çeviri sürecini ve genel çeviri kalitesini denetler. Çeviri sürecinde kullanılan çeviri belleği, sadece müşterilerin talebi doğrultusunda kullanılan yapay zekalı makine çevirisi ve terimler sözlüğü gibi kaynakları oluşturmak için Hızlıçeviri proje yönetim sisteminden yararlanır.

Yerelleştirme proje yöneticileri süper kahramanlar gibi görünürler ve aslında koca bir süreci de tek başlarına yönetme becerileri sayesinde onlara rahatlıkla süper kahramanlar denilebilir. Hızlıçeviri, planlı ve başarılı proje yöneticileri ve proje yönetim sistemiyle tüm süreçlerinizde size hız kazandırır.

Yerelleştirme Sektöründe Nasıl Proje Yöneticisi Olunur?

 

Yerelleştirme sektörü proje yöneticiliği oldukça talep görüyor, bu durum çok da şaşırtıcı değil. Gittikçe daha fazla şirket küreselleşmeye (globalization) kucak açıyor ve insanların %75’inin ana dillerinde veya diğer dillerde bilgi sağlayan hizmetleri tercih ettiği gerçeğinin de farkına varıyor. Tam zamanlı proje yöneticileri de bu süreci kolaylaştırıyor.

Mesleki unvanlar yerelleştirmeyi kapsayabilir veya genel bir şekilde “Proje Yöneticisi II” olarak da kullanılabilir. Çoğunlukla çeviri gibi alanlarda uzmanlaşmadan önce birkaç yıllık proje yönetim deneyimine veya PMP© gibi sertifikalara sahip olmanız, proje yöneticileri topluluğu tarafından kabul gören ve süreçteki tarafların yönetilmesi, proje oluşturulması, kurum için uygun ekibin oluşturulması ve benzeri konulara dair online kurslara katılmanız gerekir.

Süreci daha iyi tanımlayabilmek için Amazon’da tam zamanlı bir işle ilgili örnek de verebiliriz.

Bir Yerelleştirme Proje Yöneticisi olarak baştan sona yerelleştirme sürecine dahil olan projeleri yönetmekten sorumlu olursunuz. Projede çalışan tüm paydaşlar ve müşterilerle birlikte çalışırsınız, çalışanlara yönelik materyaller, bilgilendirme metinleri, UI dizinleri, iletişim içerikleri ve eğitim broşürleri gibi pek çok türde içeriğin kaliteli bir şekilde yerelleştirilmesi ana göreviniz olur. Projenin kapsamını belirlemeniz, zaman çizelgesi oluşturmanız ve riskleri değerlendirmeniz gerekir. Aynı zamanda çeviri hizmet sağlayıcılarıyla ve kaynaklarla ilişkiler kurar ve küresel bağlamda kaliteli içeriklerin zamanında oluşturulmasını sağlarsınız. Başarılı bir şekilde Amazon’un yerelleştirme sürecine yeni araçlar ve sistemler entegre ederek içerdeki paydaşlarımızı sistemli yerelleştirme süreci konusunda bilgilendirip geliştiricilere yol göstermeniz de gerekiyor.

Temel Sorumluluklar

  • Teslim tarihleri eş zamanlı olan işleri başından sonuna kadar etkili bir şekilde yönetmek.
  • Proje partnerleriyle ve farklı yerlerdeki ve zaman dilimlerindeki proje taraflarıyla etkili bir iş birliği sağlamak.
  • Oturmuş yerelleştirme standartlarına, sistemlerine ve en iyi uygulamalara bağlı kalmak
  • Teknolojiden sorumlu ekiplerle iş birliği yaparak şirketin araç ve sistemlerinin küreselleşmesini sağlamak.
  • Proje partnerlerine ve liderliğe yönelik net ve tutarlı bir şekilde proje durumuna ilişkin raporlar tutmak.
  • Zamanında ve yüksek kaliteli çeviri hizmetleri sunmak adına kurum içi ve dışındaki dil hizmeti sağlayıcılarıyla sıkı bir çalışma halinde olmak.

Aranan Temel Nitelikler

  • Lisans Diploması
  • Program veya proje yönetimi alanında 2 yıldan fazla deneyim
  • L10n (yerelleştirme), i18n (uluslararasılaştırma) ve g11n (küreselleştirme) gibi alanlarda deneyim
  • Eş zamanlı ilerleyen küçük veya orta ölçekli projelerin başarılı bir şekilde yönetilmesi
  • Özel veya üçüncü parti çeviri ve içerik yönetim sistemleri kullanımına dair deneyim
  • Dinamik, teslim tarihlerine göre ilerleyen iş ortamında kolaylıkla çalışabilmek ve birçok önceliğe aynı anda yanıt verebilmek

Tercih Edilen Nitelikler

  • Az bir yönlendirmeyle belirsiz durumlarda da çalışabilme
  • İyi düzeyde sözlü ve yazılı iletişim becerileri
  • İngilizcenin yanı sıra farklı dillerde de yetkinlik
  • Proje yönetimi sertifikası
  • Yerelleştirme projelerinin müşteriyle birebir iletişimde olarak yürütülmesi konusunda deneyim sahibi olma
  • Yerelleştirme mühendisliği alanında deneyim sahibi olma
  • UI yerelleştirme yönetiminde deneyime sahip olma ve geliştiricilerin yerelleştirme sürecine başarılı bir şekilde katılımını sağlama

Eğer yerelleştirme alanında proje yöneticisi olmak ilginizi çekiyorsa proje yönetim becerilerinizi geliştirmeye çalışın ve ekibinizde daha çok organizasyona yönelik görevler üstlenin.

Örneğin bir sonraki çeviri projesine yön verebilir veya takımların süreçleri üzerine fikir yürütüp bunları iyileştirmeye çalışabilirsiniz. LinkedIn’de kısa bir arama yaparsanız Uber’den Netflix’e yerelleştirme proje yöneticisi arayan birçok kurumla karşılaşabilirsiniz. Ayrıntılara önem veren biriyseniz ve çeviri sizin için bir tutkuysa, neden olmasın?

Ekibinizin Yerelleştirme Proje Yöneticisine mi ihtiyacı var? Hızlıçeviri’nin Profesyonel Hizmetleri’ne Bir Göz Atın

 

Yerelleştirme projelerinin yönetimi o kadar da karmaşık olmak zorunda değil.

Hızlıçeviri’yle ilk defa çalışıyor, yeni bir içerik ekliyor veya halihazırda elinizde bulunan kaynakları ihtiyaçlarınıza göre tekrar gözden geçiriyorsanız doğru yerdesiniz. Hızlıçeviri stratejiler ve uygulama konusunda uzmanlığını paylaşarak her zaman size yol göstermeye hazır.

Zamanınız bizim için değerli. Böylece daha büyük resme odaklanabilirsiniz.

 

COCA-COLA’NIN KÜRESEL PAZARLAMA BAŞARISINDAN NELER ÖĞRENEBİLİRİZ?

By Çeviri Blog Yazıları

Coca-Cola hem satış hem de pazarlama alanlarında endüstri lideri olmaya devam ediyor.

 

Coca-Cola’yı Küresel Pazarlamada Başarı Hikayesine Dönüştüren Nedir?

 

Dünyanın en çok tanınan markası olan Coca-Cola, başarılı bir küresel pazarlama için gerekenleri çok iyi biliyor. Yüz yılı devirmiş Coca-Cola, hem ürün satışlarında hem de pazarlamada endüstri lideri olmaya devam ediyor. Bu meşhur şirketin stratejilerine dair bazı önemli noktaları şu şekilde sıralayabiliriz:

 

Basitlik

 

Her ne kadar sayısız ürünüyle devasa bir küresel endüstriye dönüşmüş olsa da Cola-Cola, eskimeyen temel ideallerinden hiçbir zaman uzaklaşmamıştır. On yıllar boyunca yürüttüğü sayısız pazarlama kampanyası sonrasında bile her zaman aynı güçlü ve etkili mesajı vermeye devam etmiştir: keyif. “Tadını Çıkar” ve “Mutluluğa Kapak Aç” gibi kalıcı ama basit sloganlar asla eskimiyor ve tüm dünyaya kolayca aktarılabiliyor.

 

Kişiselleştirme

 

Coca-Cola küresel ölçekte meşhur olsa bile tüketicilerle daha kişisel ve daha yerelleştirilmiş bir düzeyde iletişime geçmenin yollarını bulması gerektiğinin farkında. İlk olarak Avustralya’da başlatılan Share a Coke (Bu Coca-Cola Senin İçin) kampanyası şu an başarıyla 50 ülkeye genişletilmiş durumda. Ürünler her ülkede yerel kültüre ve dile göre özelleştiriliyor ve her bir bölgenin en yaygın isimleri kutu ve şişelerde şirketin ismi yerine yazılıyor. Bu kampanya, yerelleştirilmiş bir konumlandırma stratejisinin küresel pazarda etkili bir biçimde uygulanmasının mükemmel bir örneği olarak gösterilebilir.

 

Sosyalleşme

 

Sosyal medya, şirketlere tek bir platform ile dünya genelinde tüketicilere ulaşma imkanı veren, uluslararası pazarlamada kullanılabilecek etkili ve en hızlı gelişen araçlardan biri olarak kabul edilebilir. Share a Coke (Bu Coca-Cola Senin İçin) kampanyası, etkili bir yerelleştirme stratejisi olmakla kalmayıp tüketicilerle etkileşime girmek ve onları Coca-Cola deneyimlerini başkalarıyla paylaşmaya yönlendirmek adına sosyal ağları da başarıyla kullanıyor. Wall Street Journal’a göre kampanyanın ABD’de başlatılmasından sadece bir ay sonra 125.000 gönderi oluşturulmuştu.

 

Deneyim

 

Coca-Cola’nın başarısının kayda değer bir bölümü de ürün yerine marka üzerinde durmasıdır. Coca-Cola bir şişe içerisinde içecek değil, “mutluluk” satıyor. Binlerce çeşit ürün ve bölgeden bölgeye değişen ambalaj tasarımları nedeniyle ürün odaklı bir küresel pazarlama planı yürütmek oldukça zor olurdu. Bunun yerine Coca-Cola, tüketicilerine markasıyla ilişkilendirilen deneyimi ve yaşam tarzını satmayı hedefliyor. Örneğin, Coca-Cola 2014′ de 2 milyon şişe tasarımını kişiselleştirdikleri yeni bir ambalaj kampanyasını tanıttı. AdWeek yazarı Tim Nudd, Coca-Cola İsrail’in Genel Müdür Yardımcısı Alon Zamir’in şu sözlerini aktardı: “Eşi benzeri olmayan, sıra dışı şişeler yaratarak ortaya çıkardığımız ürünler ile Coca-Cola Light severlere sıra dışı oldukları mesajını iletiyoruz.” Ürünler değişkenlik gösterse de satılan deneyimler, yani mutluluk ve dostluk, tüm dünyada paylaşılıyor ve kabul görüyor.

Öyleyse, başarılı bir küresel marka oluşturmak konusunda Coca-Cola’dan neler öğrenebiliriz? İnsanlarla bağ kurmak, basit ilkelere sadık kalırken bir yandan da inovatif olabilmek, aynı zamanda markalaşmış deneyimler oluşturmak gibi küresel pazarlama teknikleri kuruluşundan 125 yıl sonra bile Coca-Cola’nın endüstri lideri kalabilmesine katkı sağlamıştır. Yeni pazarlara açılmak hakkında daha fazla bilgi edinmek için pazara nüfuz etme kılavuzumuzu veya küresel pazarlamaya yönelik gönderilerimizi inceleyebilirsiniz.

YERELLEŞTİRME STRATEJİNİZİ GELİŞTİRMENİZ İÇİN 10 İPUCU

By Çeviri Blog Yazıları

 

Eğer iyi bir yerelleştirme stratejiniz varsa şirketiniz yeni pazarlara yelken açmakta sorun yaşamayacaktır. Başka ülkelerde zar zor hizmet veren bir şirket ile başarılı ve uzun ömürlü büyüme performansı gösteren bir şirket arasındaki fark nedir? Kısaca yerelleştirme stratejisi diyebiliriz.

 

Yerelleştirme Stratejisi Nedir?

Yerelleştirme stratejisi, içeriğinizi yeni bir kitleye yabancılık çekmeyecekleri bir biçimde hitap edip onlarla bağ kurabilecek şekilde çevirmenizi sağlayan genel içerik planınızdır.

Yerelleştirme stratejisi ile şirketiniz hem hizmet vereceği pazarları hem de o pazardaki içerik pazarlama hedeflerini tanımlar ve belirler.

 

Neden Yerelleştirme Stratejisine İhtiyacınız Var?

Tamamen yerelleştirilmiş bir içerik kullanıcıları cezbeder çünkü içinde sadece İngilizceden çevrilmiş kelimeleri değil, aynı zamanda ilgili kültürel nüansları da barındırır ve böylelikle okur içeriği garipsemez.

Doğru bir yerelleştirme stratejisi, markanızın yeni pazarlara başarılı bir şekilde giriş yapması için uygulayabileceğiniz sistemli bir planın temelini oluşturabilir.

 

Yerelleştirme Stratejinizi Geliştirin

Şirketinizde uygulayabileceğiniz ve yerelleştirme yaparken aklınızda bulundurmanız gereken 10 önemli ipucu:

 

  1. YEREL ÇEVİRMENLER YERELLEŞTİRME UZMANIDIR

Bir kültürü en iyi o kültürün içinde yaşayan insanlar bilir. İster çalışan veya acente ister ülke içi ortaklık olsun, hedef pazarların yerel uzmanlarından yararlanın.

Böylelikle, ekibiniz kullanıcılara en kaliteli, yerelleştirilmiş deneyimi sunabilir. Bu madde, herhangi bir yerelleştirme stratejisinin en önemli unsuru sayılabilir. Yerelleştirme kelimesinin içinde “yerel” kelimesinin geçtiğini unutmayın.

Ülke içinden gelen geri bildirimin öneminin farkında olun. Hatta önceden biraz hazırlık yaparsanız yerel pazardaki dinamikleri, tercihleri, rakipleri, kanalları, tanıtım stratejilerini ve başka pek çok şeyi daha iyi kavrarsınız. Genelde, bir ülkede kullandığınız içerik ve pazarlama taktikleri başka bir ülkede işe yaramayacaktır.

 

  1. YERELLEŞTİRME STRATEJİNİZİN TEMELİNİ HATIRLANMAYA DEĞER DENEYİMLER OLUŞTURSUN

İnsanlar farklı pazarlarda markanızın adını duyduğunda akıllarına neler geliyor? Güvenilirlik, kullanım kolaylığı ve kalite mi? İç pazarda markanız çok iyi biliniyor olabilir ama bu marka kimliğini başka pazarlara nasıl taşıyabilirsiniz? İlk andan itibaren çok güçlü bir imaj yaratmalısınız.

Markanızı, markanızın stilini, kimliğini, renklerini açık bir şekilde belirler ve karşı tarafa iletebilirseniz, potansiyel müşterileriniz siz ve rakipleriniz arasında kaldığında sizi seçecektir.

Ancak her pazarın farklı olduğunu unutmayın. Şirketinizin adı bile başka bir dilde istenmeyen anlamlara gelebilir ve bunun farkında olmayabilirsiniz. Yerelleştirme stratejinizi oluşturmanın püf noktalarından biri hizmet vereceğiniz bölgeler ve pazarlar hakkında araştırma yaparak o bölgeye özel bir deneyim sunmaktır.

Müşterilerin logonuzu ve marka adınızı gördüğünde ya da marka adınızı duyduğunda ne düşündüklerini öğrenmek ve kimliğiniz hakkında neler bildiklerini saptamak için her pazarda araştırma yapın. Marka kimliğinizin her pazarda farklı bir “aroması” olduğunu fark edeceksiniz. Bu yüzden, markanız için hafızalardan çıkmayacak yeni bir hikaye yaratmak adına bazı pazarlarda diğerlerine göre daha çok çaba sarf etmeniz gerekebilir.

 

  1. SADECE ÇEVİRİYE DEĞİL YERELLEŞTİRMEYE DE ODAKLANIN

Her anlamda başarılı bir yerelleştirme stratejisi oluşturmak istiyorsanız şirketiniz, hedef pazarların her birinin kendine has kültürüne uygun bir şekilde hizmet vermek için emek harcamalıdır.

Uber’in kurucusu Travis Kalanick’in şu sözünü hatırlayalım: “Her şehrin ulaşım sorunları, yoğunluğu, ulaşım alternatifleri, düzenlemeleri ve ulaşım kültürü bile kendine özgüdür.”

Yerel pazar hakkında bilgi edinmenin Uber gibi bir şirket için önemli olduğu su götürmez bir gerçek ama aynısı diğer şirketler için de geçerli. Müşterileriniz hangi sorunlarla karşılaşıyor? Diğer pazarlarda ürününüzün veya hizmetinizin başka hangi alternatifleri var?

Şirketiniz hangi yerel alt kültürde bulunuyor? Bu tür bilgilerin yerelleştirme stratejinize dahil edilmesi önemlidir.

 

  1. KÜRESEL PAZARLAMA DİLİNDEN KÂR ELDE EDİN

Yerelleştirmenin sıklıkla göz ardı edilen bir avantajı, genel pazar konumlandırma stratejinizi etkilemesi ve ana markanıza hedef pazarda bile değer katabilmesidir.

Yerelleştirme stratejinizi hayata geçirirken bir yandan da başarılarınızı takip edin ve bunları marka pazarlama stratejinize dahil etmeyi unutmayın.

Neredeyse her şirket başlangıçta sadece yerel pazarda hizmet verir ancak uluslararası pazarlarda etkin olmaya başladığınızda pazarlama dilinizi uluslararası standartlara uygun olacak şekilde değiştirmelisiniz. Bununla birlikte, hem küresel bir şirket olup hem de kökenlerinize bağlı kalabilirsiniz.

 

  1. ÖZGÜN BİR YERELLEŞTİRME STRATEJİSİ

Yerel pazarlarda birçok rakibiniz olabilir ama bu sizin ilerlemenize engel olmamalı. Aksine, rekabetin fazla olması bulunduğunuz pazarın gücünü gösterebilir.

Rakiplerinizde bulunmayan özellikleri bünyenize katarak onların önüne geçebilirsiniz. Bu özellikler, sizi rakiplerinizden ayıracak ve müşterilere cazip gelmenizi sağlayacak katma değerli ek hizmetleri kapsar.

Basit bir pazar araştırmasıyla birtakım konseptleri önceden test ederek bu konseptlerin yerel pazara ve yerel pazarın kültürüne uygun olduğundan emin olun. Aynı zamanda, hedef pazarlara uygun siteler oluşturmak için bu bilgileri web sitesi yerelleştirme sürecinize dahil etmeyi unutmayın.

 

  1. TEKLİFLERİNİZİ FARKLI BÖLGELERE UYGUN BİR ŞEKİLDE YAPIN

Pek çok şirket, yeni bir pazarda hizmet vermeye başladığında ücretlerin iç pazardaki ücretlerle aynı olması gerektiği varsayımında bulunarak hataya düşer.

Bu şirketler başlangıçta hep zorluklar yaşar çünkü o pazardaki yerel rakipler daha cazip fiyatlar sunuyor olabilir. Üründe değişiklikler yaparak veya bazı pazarlardaki fiyatları arz ve talebe göre azaltarak ya da arttırarak bu rekabet ortamına ayak uydurabilirsiniz.

Her pazarın farklı olduğunu göz önünde bulundurun ve tekliflerinizi buna uygun bir şekilde yapın.

 

  1. HALKTAN BİRİ OLUN

Yeni bir pazara giriş yapıyorsanız o pazarda varlığınızı hissettirmelisiniz.

Güncel olaylardan haberdar olun ve yardıma ihtiyaç duyduklarında yerel halka yardım edin. Örneğin, bölgede bir afet meydana gelmişse ya da başka herhangi bir ihtiyaç varsa yerel çalışanlarınızın zamanını veya hizmet ve ürünlerinizi kurumsal bağış olarak samimi bir biçimde halka sunabilirsiniz.

Müşterilerinizle bağ kurabileceğiniz önemli anları yakalayın ve bölge halkına yardımda bulunun.

 

  1. MOBİL KULLANICILARA YÖNELİK OPTİMİZASYON YAPIN

Masaüstü web siteniz için çeviri içerik oluşturmak büyük ihtimalle yerelleştirme stratejinizin odak noktasındadır ancak akıllı telefon uygulamaları dahil olmak üzere mobil platformlar için içerik üretmeye de aynı önemi vermelisiniz.

Şirketinizin büyümesi için benzersiz bir fırsat sunduğu için uygulamalara yönelik yerelleştirilmiş içerik üretmek de özellikle önemlidir. Araştırmalar, her bir pazarda yerelleştirilmiş farklı uygulamalar olmasının müşteri kazancını iki hatta üç basamaklı yüzdelerle arttırabildiğini gösteriyor.

Uygulama geliştirmeyi yerelleştirme stratejinize katmamak, özellikle de Afrika ve Orta Doğu gibi mobil büyümenin yükseliş gösterdiği pazarlarda büyüme potansiyelinizi önemli ölçüde engelleyebilir.

 

  1. SOSYAL BİLEŞENLERİ DİKKATE ALIN

Yerelleştirme çabalarınızın büyük bir bölümünün mobil platformlara ayrılması gerekli olsa da her bir pazardaki sosyal ağ trendlerini dikkate almak da bir o kadar önemli.

Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlar bütün dünyada yaygın olsa da Business Insider‘a göre şartlar gerektirdiğinde yerel ağlar kullanılmalıdır.

Örneğin, Çin’in Qzone adlı sitesi dünyanın en büyük üçüncü sosyal ağıdır. Bu yüzden, Çin pazarında başarılı olmak isteyen şirketler, o bölgeye özel yerelleştirilmiş içerikleri ve uygulama indirme bağlantılarını bünyesinde bulunduracak şekilde bu ağda aktif olmalıdır.

 

  1. YERELLEŞTİRMENİN TEKNİK YÖNÜNÜ HESABA KATIN

Yerelleştirme, bir web sitesinin içeriğini çevirmekle bitmez. Yazı tipi boyutu, web sitesi sayfa düzeni ve tasarım dahil olmak üzere göz önünde bulundurulması gereken bazı teknik unsurlar vardır.

Tüketiciler, her ne kadar içeriğinizle karşılaştıklarında bilgi arayışında olsalar da bu bilginin onlara doğal ve samimi gelmesi çok önemlidir. Örneğin, Çin pazarına uygun bir şekilde yerelleştirilmiş bir site kurduğunuzu gözünüzde canlandırın. İçerik baştan aşağı ustalıkla işlenmiş ama sitenizdeki sayfa düzeni yakın zamanda kurulmuş olan Rusça bir sitedeki sayfa düzeniyle aynı.

Ne var ki, okunaklı olmaları adına Çince karakterlerin Rusça karakterlerden daha büyük olması gerektiğinden yazının bir kısmı sayfa düzenindeki menü çubuğunun dışına taşarak içeriğin okunmasını imkansız kılıyor ve bu yüzden potansiyel müşterileri kaybetmiş oluyorsunuz.

Çeviri teknolojiniz, çevirmenlere çeviri yaparken web sitenizin görsel bir ön izlemesini de görebilecekleri Bilgisayar Destekli Çeviri (CAT) araçlarını sağlıyorsa, farklı dillere uyumlu olması için sayfa düzeninizin ve/veya metnin değiştirilmesinin gerektiği durumları tespit etmek kolaylaşır.

 

Yerelleştirme Stratejisinin Planlanması Ufak Adımlarla Başlar

Bu yöntemleri yerelleştirme stratejinize dahil ettiğinizde uluslararası anlamda hızlı bir şekilde büyüyeceksiniz.

Şirketinizin başarısının devamlı olmasının sırrı yerelleştirmedir, yani sadece birtakım kelimeleri çevirmenin ötesine geçip hedef pazarların kültürlerini anlamak ve uyum sağlayabilmek.

ÇEVİRİ VE YERELLEŞTİRME ARASINDAKİ FARKLAR

By Çeviri Blog Yazıları

 

Çeviri ve yerelleştirme bir madalyonun iki yüzü gibidir. Bu iki uygulama arasındaki farkı ise şu şekilde ele alabiliriz:

İçeriklerini farklı bir dile uyarlamak isteyen markaların iki seçeneği vardır: çeviri ve yerelleştirme. Her ikisi de yeni kitlelere ulaşmak için markanızın mesajını bir nevi farklı dillerde yeniden yazmak anlamına gelir. Bu nedenle benzer süreçler gibi görünseler de çeviri ve yerelleştirme oldukça farklıdır.

Bu yazımızda çeviri ve yerelleştirmenin en belirgin farklarını ve bu iki sürecin, markanızın yeni kitlelere bambaşka yollarla ulaşmasını nasıl sağlayabileceğini ele alacağız.

Çeviri ile yerelleştirme arasındaki fark nedir?

 

Çeviri ile yerelleştirme arasındaki farkı öğrenmek istiyorsanız doğru yoldasınız.

Tıpkı Amerikan futbolunun bir spor dalı oluşu gibi çeviri de yerelleştirmenin dallarından sadece biridir. Ancak, yerelleştirme de spor gibi geniş bir kavramdır. İçinde, içeriklerin uluslararası anlamda bambaşka kitlelere hitap etmesini sağlayabilecek birçok yöntem barındırır.

Çeviriyi başlangıç noktası olarak kabul edebiliriz.

Yani, çeviri sayesinde yazıya dökülmüş sözcükler bir dilden başka bir dile aktarılır. Yerelleştirme sürecinde ise içeriğin anlamını tümüyle yeni bir kültüre uyarlamak için farklı yöntemler kullanılır.

İçerik harfi harfine çevrildiğinde hedef kitle için bir şey ifade edebilir de etmeyebilir de. Örneğin, “Seçmelerde favoriniz biz olalım” reklam sloganını ele alalım. Amerikalılar burada takımların öncelikle favori oyuncuları seçtikleri NFL ve NBA seçme sisteminden bahsedildiğini kolayca anlayabilir.

Ama Amerika dışında seçme sözcüğünün spesifik bir anlamıyla karşılaşmak güçtür. Kısacası, yerelleştirme içeriğin vermek istediği asıl mesajla ilgilenir ve “bizi seçin” demenin en iyi yollarını arar.

Yerelleştirme Sürecinde Görsel İçerikler

 

Yerelleştirme sürecinde görsel içerikler de uyarlanabilir. Örneğimize geri dönelim: Diyelim ki reklamda, üzerinde futbol kalesi bulunan şirket kapısından koşarak giren bir müşteri var.

Eğer reklam metni artık seçme sisteminden bahsetmiyorsa resim de pek bir şey ifade etmeyecektir. Ayrıca, futbol her ülkenin kültürüyle özdeşleşmiş bir spor değildir. Orijinal metindeki slogan (“Bizimle zafere koşun!” gibi) çok evrensel bir kalıp olsaydı bile resmin yeni kitleye hitap edecek şekilde değiştirilmesi gerekirdi.

 

Düzen ve Format Yerelleştirme Sürecine Dahildir

 

Düzene ilişkin ayarlamalar yapmak da lokalizasyon yöntemlerinden biridir. İngilizce soldan sağa okunur ancak Arapça, İbranice gibi bazı diller sağdan sola okunur. Böyle bir durumda örneğimizdeki reklamın döndürülmesi gerekir. Bu sayede metin, resimler ve diğer içerik unsurları doğru yönde akar.

Latin alfabesi kullanmayan dillerin rahatça okunabilmesi için yazı tipi ve boyutunda da değişiklikler yapmak gerekebilir. İngilizceyle aynı alfabeyi kullanan bir dile çeviri yapılsa bile içeriğin düzeninde değişiklikler yapmak gerekebilir. Örneğin benzer ifadeler için İspanyolca ve Fransızca gibi Romen dillerinde İngilizceye göre %30 daha fazla kelime kullanılır.

Fincede ise bu oran %30-40 daha azdır. Çeviriyle sadece dil değişir ancak düzen ile ilgili yapılan yerelleştirmeler, reklam metninin gerçek bir reklam olmasını sağlar.

Visual Context gibi araçlar sayesinde markalar format ve düzenin çevirilere uygun bir şekilde ayarlanmasını sağlar.

 

Çeviri Lokalizasyonun Sadece Küçük Bir Parçasıdır

 

Daha bitmedi: Fiyatlar doğru para birimiyle yazılmış mı? Tarih biçimleri doğru mu? Ürünün ölçüleri hangi metrik sisteme göre yazılmış? Bu sorular da geniş yerelleştirme kavramının bir parçasıdır.

Çeviri bir metnin amaçlarını ve ana fikrini koruyarak sözcükleri bir dilden diğerine aktarmaktır. Ancak yerelleştirme, hedef kitlenin kültürel değerlerine uyum sağlamak adına daha fazla uyarlamalar yapmayı gerektiren bir süreçtir. Yerelleştirilmiş bir içerik size yabancı gelmez.

Markalar içeriklerini tamamen yerelleştirerek farklı diller konuşan müşterilerine aynı deneyimi sunar.