Ofis Ergonomisi İçin 8 İpucu

By | Çeviri Blog Yazıları | No Comments

Masa başı işlerin sağlığımıza zarar verdiğini hepimiz biliyoruz. Geçtiğimiz yıl ofis ergonomisi üzerine ABD’de yapılan bir araştırmaya göre çok uzun süre oturmak, ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bütün gün oturmak yerine çalışırken ayakta durma ve oturma alternatiflerini düşünün. Yeni çıkan birçok ayarlanabilir masa bu ayarları çok kolay yapmanızı sağlıyor.

Otururken omurga sağlığınızı korumak için gerekli adımları attığınızdan emin olun. Ofis ergonomisi için aşağıdaki noktaların dikkate alınması, gün içindeki rahatlığınızda önemli bir değişiklik yaratacaktır.

Duruşunuzu kontrol edin.

Dirseğinizin üst kısmının omurganıza paralel ve elleriniz masa yüzeyine dayalı olacak şekilde masanıza mümkün olduğunca yakın oturun.Bu noktada, dirseklerinizin 90 derecelik açıda olduğundan. Eğer değilse, gerektiği şekilde çalışma sandalyenizi daha yükseğe veya alçağa ayarlayın. Aynı zamanda bacaklarınızın da dizlerinizle 90 derecelik açıda olduğundan emin olun. Bu ideal duruşu mümkün olduğunca sürdürmeye çalışın ve bu duruşu bozduğunuzu fark ederseniz, ayağa kalkarak ve esneyerek mola verin.

Çok yüksekte oturmayın.

Günün sonunda, insan bilekleri ortalama olarak yüzde 6 ile 8 arasında şişer. Sırt, bacak veya dolaşım sorunları olan hastalar yüzde 10 ile 15 arasında şişliğe maruz kalabilirler. Çok yüksek bir sandalyede oturmak bilek şişliği ihtimallerini artırabilir.

Yerden 40-50 cm yükseklikte olan koltuklar çoğu çalışan için uygundur. Sandalyenizin yüksek olup olmadığını görmek için parmağınızı sandalyenizin ön tarafında bacağınızın altına koyun. Eğer bunu kolayca yapabiliyorsanız sandalyeniz muhtemelen iyi bir yüksekliktedir. Eğer bacağınızla sandalye arasında bir parmak genişliğinden daha az boşluk varsa, sandalyeniz muhtemelen çok yüksektir.

Belli durumlarda ayaklarınızı yukarı kaldırın.

Eğer çok yüksek ve ayarlanamayan bir sandalye veya masadan dolayı ayaklarınızı yerden kaldırmak zorunda kalırsanız bir ayak desteği kullanmayı düşünün ve gün boyunca ayaklarınızı havada tutmak yerine ayaklarınızı dinlendirin. Ayak desteği kullanmak ayaklardaki baskıyı düşürür ve bu da gün sonunda ayak ağrılarınızı azaltır.

Koltuğunuzun derinliğini kontrol edin.

Koltuğunuzun derinliği hakkında düşündüğünüz bir şey olmayabilir fakat koltuk derinliğinin doğru olması sırt ağrınızda bir farklılık yaratabilir. Koltuk derinliği koltuğunuzun arka kenarıyla ön kenarı arasındaki uzunluk anlamına gelmektedir.

Uygun koltuk derinliğini belirlemek için ilk olarak sandalyenize tam olarak yaslanarak oturun. Sandalyenizin ön kenarıyla baldırlarınız arasındaki boşluğu kontrol edin. Sandalyenizin ön kenarıyla baldırınız arasında kan dolaşımı için yeterli boşluk varsa sorun yok demektir. Baldırınız ve bacağınız sandalyeye yapışıksa muhtemelen koltuğunuz çok derindir. Belinizi desteklemek için koltuğunuzun arkasını ileriye hareket ettirmek, arasına yastık ya da destek koymak veya yeni bir çalışma sandalyesi satın almak bu sorunu ortadan kaldırabilir.

Sırtınızı destekleyin.

Sırt desteği birçok ergonomik sandalyenin temel odak noktasıdır fakat sırtı destekleme açısından bir sandalyeyi ideal kılan bazı özellikler vardır90 dereceyi geçen veya 90 derecelik bir açıyla sırt desteği sağlamak ve sandalyede arkaya yaslanırken sırtınızı ileri doğru iten desteğe sahip olmak. Bel desteği kamburlaşmayı önleme ve belinizdeki yükü en aza indirmede önemlidir. Bu nedenle, ideal ergonomik çalışma sandalyesinin arkalığı genellikle 30-50 cm genişliğindedir.

Duruşunuza dikkat edin.

Genelde, çalışanlar büyük sırt desteği olan sandalyeler kullanır fakat bu özelliklerden yararlanmazlar çünkü sandalyenin ucuna otururlar. Kalçanızı sandalyenin arka tarafına yaslamak için bilinçli bir çaba harcayın ve omber disk ve belin diğer yapılarına fazladan baskı yapan çökük veya kambur duruşlardan kaçının.

Ekranınızın yüksekliğine dikkat edin.

Sandalyeniz masanızın boyuna göre ayarlandığında, bacaklarınız  rahatladığında ve sırtınız desteklendiğinde, gözlerinizi kapatın ve derin bir nefes alın. Gelişigüzel gözleriniz kapalı ileri doğru bakın ve sonra bilgisayar ekranınızın ortasına odaklanmış şekilde gözlerinizi açın. Ekranınızı bakışınıza dik olacak şekilde ayarlayın. Eğer dizüstü bilgisayarınızı yukarı kaldırmanız gerekiyorsa kitap yığını ya da küçük bir kutu kullanmayı deneyin, böylece boyun tutulması ihtimalini azaltmış olursunuz.

Kol dayanağınızı ayarlayın.

Kol dayanakları boyun ve omuz tutulmalarını azaltmada ve sandalyenizde öne doğru kambur durma ihtimalini azaltmada önemli bir rol oynamaktadır. Kol dayanağını, kollarınızın omuzların hizasına kaldırıldığı noktaya ayarlayın. Bu sayede kol dayanağının dirseği desteklemesini ve omuzlardaki yükün azalmasını sağlayacaktır. 

Serbest Çevirmen Olarak Güven İlişkisi Kurmanın Yolları

By | Çeviri Blog Yazıları | No Comments

Serbest çevirmen olarak çalışanların büyük çoğunluğu, serbest çalışmanın en büyük zorluklarından birinin müşteri bulmak olduğunu söyler. Haklıdırlar da. Fakat bundan daha önemli bir nokta var: Hem mevcut çeviri ve yerelleştirme firmaları, hem de doğrudan müşterileri güven ilişkisi kurarak korumak. Peki bir çevirmen bunu nasıl başarabilir? Bu yazıda en önemli dört başlığa odaklanalım.
Read More

Teknoloji Çeviri Sektörüne Ne Getirdi?

By | Çeviri Blog Yazıları | No Comments

Bilgisayarın yaygınlaşması ile birlikte CAT (Computer Aided Translation), yani “Bilgisayar Destekli Çeviri” anlamına gelen bir kavram türedi ve tabii bu kavramın altını dolduran bazı yazılımlar da üretildi. Sadece çeviriye odaklı ve çevirmenin ihtiyaçlarını gözeten programlarla hem süreç hızlandı, hem de hatalar en aza indirilmeye başlandı. Read More

Kurumsal Firmalarda Yeni Pozisyon: Çeviri Yöneticisi

By | Çeviri Blog Yazıları | No Comments

Özellikle uluslararası çapta faaliyet gösteren firmalarda içerik çevirisi çok büyük önem taşıyor. Bu firmalar bazen bir web sitesinin, bazen üretilen ürüne ait bir kullanım kılavuzunun veya ithalat-ihracat belgelerinin çevirisine ihtiyaç duyuyorlar.

Peki bu çevirileri başlatma, kontrol etme ve onaylama görevi bahsettiğimiz firmalarda kimlere düşüyor? Tamamen belirsiz!

Bu kişi eğer çevrilmesi gereken dosya kullanım kılavuzu ise üretim müdürü, web sitesi ise pazarlama müdürü olabiliyor. Tabii bu kişilerden hiçbirinin ana işi veya uzman olduğunu iddia ettiği alan “çeviri” değil.

Read More

Web Sitesi Yerelleştirme için 5 İpucu

By | Çeviri Blog Yazıları | No Comments

1.      Grafik Metinler Yerine Yerelleştirme için HTML Kullanın 

JPEG veya GIF gibi görüntü dosyalarını içeren metinler web sitelerinde yaygın olarak kullanılır. Grafik metinler genellikle arama motorları tarafından okunamaz ve Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) için de pek kullanışlı değildir. HTML kullanımı büyük ölçüde yerelleştirme sürecine yardımcı olur ve süreç sonunda ortaya çıkan çevirilmiş metnin, arama motoru kullanımına uygun olmasını sağlar.

Read More

Merkezi Çeviri Sistemi Kullanmanız İçin 5 Neden

By | Çeviri Blog Yazıları | No Comments

Bize başvuran şirketlerden şu soruyu sıkça alıyoruz: “Çeviri sürecini merkezi hale getirmeniz ne gibi avantajlar sağlıyor?” Hatta, kurumsal yapısı oturmuş olan daha büyük şirketlerden “Çeviri sürecimizde merkezi çeviri sistemi kullanmanın ne kadar önemli ve gerekli olduğunu biliyoruz, fakat bunu yönetimimize nasıl açıklayabiliriz?” sorusu da çok kez soruluyor. Bütün bu sorulara yanıtımız: Merkezi çeviri sistemi.

Düzensiz ya da bizim tercih ettiğimiz ifadeyle, merkezileştirilmemiş yerelleştirme ve çeviri süreci, şirketinizin son teslim tarihlerine yetişmek için çırpınmasına, global içerik yayınlarken çelişen metinlerin ortaya çıkmasına ve kalite beklentilerini karşılamayan çeviriler için ciddi maliyetler ödemenize yol açabilir.

Çeviri projelerinizde merkezi çeviri sistemi kullanmak, şirketinize çok sayıda avantaj sağlar. İşte şirketinizin çeviri sürecini kurum çapında merkezileştirmesi ve aşina olduğunuz tabirle şirketinizin çeviri ve yerelleştirme karmaşasından kurtulması gerektiğini gösteren beş sebep: Read More

Yerelleştirmenin Firma Başarısına Katkısının 8 Nedeni

By | Çeviri Blog Yazıları | No Comments

Her gün daha fazla şirket gözünü uluslararası pazarlara dikiyor ve yöneticiler farklı ülkelerdeki müşterilerinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek yeni yollar arıyor. Globalleştirme, farklı satın alma alışkanlıklarına sahip ve farklı ilgi gruplarına mensup satın almacılara hitap etmek için geliştirilmiş bir yöntemler bütünü. Buna web siteniz, sosyal medya hesaplarınız, mobil uygulamalarınız ve sizi sınırların ötesine taşımaya yardımcı olabilecek diğer bütün içerikleriniz de dahil.

Çevirinin ve yerelleştirmenin profesyonelleşmesine yatırım yapmak şirketinizin uluslararası arenadaki başarısına büyük katkı sağlar. Uluslararası pazarlarda başarılı olan şirketler içerik globalleştirmesine önem verenlerden oluşuyor. Aşağıdaki maddeler, bu şirketlerin hangi sebeplerden başarılı olduklarını ortaya koyuyor.

Read More

Yerelleştirme İçin 5 Gizli Maliyet

By | Çeviri Blog Yazıları | No Comments

Müşteri olarak yerelleştirme işlemlerinizin maliyetini düşündüğünüzde dikkatinizi çeken ilk şey ne? Sadece çeviri fiyatı mı? Peki ya diğer kalemler? Örneğin proje yönetimi toplam rakamın ne kadarını oluşturuyor ya da buna ne kadar dikkat ettiniz?

Örneğin bazı projelerde asıl çeviri maliyeti, bütün proje maliyetinin sadece yüzde 30’unu oluşturur. Bu tür durumlarda, maliyeti büyük oranda düşüren olasılıkları görmek için ileri matematik bilmek gerekmiyor. Dürüst olmak gerekirse tercüme ve diğer yerelleştirme maliyetleri arasındaki oran çok fazla değil. Yine de sizi şaşırtacak durumlar olabilir.

Read More

Çeviri Belleği: Global Markaların Vazgeçilmez Aracı

By | Çeviri Blog Yazıları | No Comments

Bir marka pazarlamacısı olarak müşterilerinize ilettiğiniz her ayrıntıya özen göstermek durumundasınız: sunduğunuz değeri önerirken iletmek için kullandığınız mesaj, bu mesajı iletmek için kullandığınız ton ve değerinizi temsil etmek üzere geliştirdiğiniz renkler, ikonografi ve görseller gibi.  Kısacası, işletmeniz için bir kişilik yaratırsınız. İşinizi iyi yaptıysanız müşterileriniz ile bir duygusal bağ kurmayı da başarırsınız. Müşteriniz ile sizin aranızdaki bu bağ, ilişkinizi sunduğunuz ürünlerin değerinin çok daha ötesine taşır.

Markanızı Nasıl Global Pazara Uyumlu Hale Getirirsiniz?

İşletmeniz birden fazla pazara hitap ediyorsa, marka tanımınızı yeni pazarlara taşımak için aynı özveriyi göstermiş olmanız gayet olasıdır. Bu, sizin her ülkenin renkler, görseller ve iletişim tarzları hususunda özgün olduğu gerçeğinin bilincinde olduğunuzu göstermektedir. Mesela, her bir yeni pazara giriş yapmadan önce, bu hassasiyetleri gözeterek özgün reklam sloganları yaratmak için vakit ayırırsınız. Muhtemelen çeviri şirketiniz ile global basın bültenlerinde kullanılmak üzere ve resmi şirket sözcünüz ile yerel satış ekibi için kullanılmak üzere işletmeniz için özel olarak hazırlanmış ifadeler geliştirmek üzere çalışırsınız. Belki farkındasınız, belki de değilsiniz, fakat markanızı etkin bir şekilde “yerelleştirme” ihtiyacı duyarsınız ve bunu her bir yerel hedef kitlenize hitap edebilmek için çevirinin ötesine geçerek gerekli değişiklikleri yaparak gerçekleştirirsiniz.

Read More