Skip to main content
Çeviri Blog Yazıları

Mobil Uygulama Yerelleştirmesi: 18 İpucu

By 16 Eylül 2022Eylül 20th, 2022No Comments
mobil uygulama yerelleştirmesi
Bir mobil uygulama mı geliştiriyorsunuz? Eğer öyleyse oluşturduğunuz ürününün hızlı ve kolay bir şekilde yerelleştirilebildiğinden emin olmalısınız.
Gelin hep birlikte sizin için derlediğimiz en iyi mobil uygulama yerelleştirme yöntemlerine göz atalım. Bu yönergeler yerelleştirme çalışmalarınızı daha kolay hale getirecek, böylece ülke veya dilden bağımsız olarak kullanıcılara küresel bir deneyim sunmanıza yardımcı olacak.

Önemli bir büyüme adımı olan mobil uygulama yerelleştirmesi nedir?

Mobil uygulama yerelleştirmesi hakkında zaten bilgi sahibiyim diyorsanız doğrudan sizin için hazırladığımız yöntemlere geçebilirsiniz. Bu konu hakkında pek bir fikriniz yoksa ya da bilgilerinizi tazelemek istiyorsanız sizin için kısa bir özet geçelim.
2017 yılının sonbaharında Çin’in önde gelen seyahat acentelerinden biri olan Ctrip, Trip.com‘u satın aldı. Dünyanın dört bir yanından farklı hedef kitlelere sundukları eşsiz hizmetlerle değer katmak için yerelleştirmeye daha çok yatırım yapmaya başladılar. Bu yatırımların sonucunda birçok hizmeti tek bir çatı altında birleştiren uygulamalarını 40’tan fazla dilde erişime açarak tatilcilerin gönlünü fethetmeyi başardılar.
Ancak bu buzdağının sadece görünen kısmı. Yerelleştirme için daha birçok adım attılar. Örneğin, yurt dışı seyahatlerinin sık görüldüğü Singapur’da yurtiçi tatil olanaklarını teşvik eden yerel pazarlama kampanyaları başlattılar. Japonya’da ise yerel bir banka ile iş birliği yaparak ortak markalı bir kredi kartı çıkardılar.
Öte yandan Airbnb, 2015 yılında Çinli kullanıcılar için kayıt sürecini yerelleştirerek kullanıcı sayısında %700 oranında artış elde etti. Çin’in en popüler sosyal medya platformlarından ikisi olan WeChat veya Weibo hesaplarını kullanarak kaydolma seçeneklerini bu yeni kayıt sürecine dahil etti.
Bu da bize yerelleştirmenin belirli sınırlarının olmadığını, dolayısıyla çevirinin de ötesine uzandığını gösteriyor. Nitekim kelimenin kökeni de bunu doğruluyor. Dilimize yerelleştirme olarak geçmiş olan “localization” terimi, etimolojik olarak belirli bir bölgeyi ve orada konuşulan dili ifade eden “locale” sözcüğünden türemiştir.
En iyi yerelleştirme yöntemlerine geçmeden önce kısa bir hatırlatma yapmakta fayda var: Mobil uygulama yerelleştirmesi, uygulamayı farklı bir dil ve kültüre uyarlamayı kapsar.
Bu süreçte para birimi, tarihler, kültürel normlar, yasal düzenlemeler ve farklı teknolojik standartlar dahil olmak üzere pek çok yönden uygulamayı hedef pazarın tercihlerini dikkate alarak uyarlamak gerekir.

Mobil uygulama metinlerini yerelleştirirken nelere dikkat etmelisiniz?

1. Metin boyutunun değişebileceğini unutmayın

Tasarımda metin için ayrılmış alan, dillere göre farklılık gösterebilir. Örneğin İngilizceden Almancaya çeviri yapmak metnin %20-35 oranında genişlemesine neden olabilir. İngilizceden İsveççeye çeviride ise metin uzunluğu %20-35 oranında küçülebilir.
Ayrıca, yerelleştirme sürecinize Korece, Japonca ve Çince gibi yukarıdan aşağıya yazılan dilleri dahil ederseniz metin boyutunda dikey yönlü bir genişleme olabilir.
İpucu: Mobil uygulama yerelleştirmesi yaparken tasarımınızı, yerelleştirme sürecini göz önünde bulundurarak farklı dillere uyumlu hale getirin.

2. Sağdan sola yazılan dilleri (Arapça, İbranice, vb.) destekleyen bir araç kullanın

İbranice ve Arapça gibi bazı diller sağdan sola yazılır. Bu küçük bir ayrıntı gibi görünse de yerelleştirme sürecinde göz ardı edilmemesi gerekir. Aksi takdirde uygulamanın tasarımı bozulabilir veya can sıkıcı hatalar meydana gelebilir.
Tabii ki yerelleştirme yalnızca sözcükleri çevirmekle ilgili değildir. Farklı pazarlarda tutunmak istiyorsanız tasarımınızı da kültürel olarak uyarlamanız gerekir. Bu da uygulama arayüzünün sağdan sola okunan diller için kullanıcı deneyimine uygun olarak tamamen değiştirilmesi anlamına gelir.
İpucu: Sağdan sola yazılan dilleri destekleyen araçlar kullanın. Bu işlemin çeviri süreci başlamadan yapılması sürecin tamamında zamandan tasarruf etmenizi sağlar.

3. Sadece dili değil, “yereli” de göz önünde bulundurun (ve ISO kodlarını kullanın)

Her ne kadar yolculuğunuza dilleri düşünerek başlasanız da uluslararası alanda kullanıcı profiliniz genişledikçe “yerel” kavramı da önem kazanacaktır.
Konuyu daha iyi açıklayabilmek için dilerseniz bir örnek üzerinden gidelim. Diyelim ki dil kodu olarak Fransızcayı “fr” belirttiniz. Bu başta mantıklı görünse de Fransızca konuşan diğer ülkeler arasındaki bölgesel farklılıkları dikkate almadığınız için ilerde sorun yaşayabilirsiniz. Belçika ve Fransa’daki kullanıcılar için farklı (ancak kültürel olarak uyarlanmış) içerikler sunmak isterseniz ne yapacaksanız?
Aynı şekilde, para birimi olarak Kanada’daki kullanıcılar için CAD, Fransa’daki kullanıcılar için ise EUR seçmek isterseniz ne olacak? Cevap basit: Tasarımınızı yerele göre ayarlayarak tüm bunları kolayca yapabilirsiniz.
İpucu: Belçika Fransızcası için (fr_be) gibi 4 harfli ISO kodları ekleyin. Dili değiştirmeye gerek kalmadan doğru para birimini göstermek için yerele göre uyarlanmış ayarları kullanın.

4. Dil uzmanlarına bağlam hakkında bilgi verin

Geçmişte, dil uzmanlarına çevrilecek tüm içeriğin yer aldığı bir dosya verilirdi. Yüzlerce kelimeyi nerede ve nasıl kullanılacağını hiç bilmeden çevirirlerdi. Bu durum beraberinde anlam bütünlüğünden uzaklaşmış ve tutarsız çeviriler getirdi.
Dil uzmanlarının bağlama tamamen hakim olması çeviri katilesini doğrudan etkileyeceğinden doğru bilgilendirmeyi yapmak için zaman ve efor harcayın.

5. Marka terimlerinin tutarlılığı için terimler sözlüğü kullanın

Metin yerelleştirme konusunda son bir ipucumuz kaldı. Muhtemelen terimler sözlüğünü biliyorsunuzdur. Kısaca tanımlamak gerekirse belli bir alana ait kelimelerin listesi diyebiliriz.
İster çeviri firmalarıyla iş birliği yapın ister çevirileri şirket içinde ekibinizle gerçekleştirin, mobil uygulama yerelleştirmesinde terimler sözlüğü ve stil kılavuzu yerelleştirme sürecinin olmazsa olmazlarıdır. Terimler sözlüğü, çevirilerinizin ve terminolojinizin tutarlı olmasını sağlar.
Hızlıçeviri ile projelerinizin her biri için terimler sözlüğü oluşturabilirsiniz. Ayrıca, terimlerin çevrilebilirlik durumunu ve büyük/küçük harfe duyarlılığını da bu sözlük ile ayarlayabilirsiniz.
İşin en güzel kısmı ne mi? Kaynak metinde terimler sözlüğünden bir terim varsa dil uzmanının bunu gözden kaçırmamasını sağlamak için kelime otomatik olarak editörün satır kutusunda görünür. Böylelikle sürecin sona ermesini beklemeden de çeviri kalitesinden emin olabilirsiniz.
İpucu: Mobil uygulamanızı yerelleştirirken terminolojinin tutarlı olmasını ve dil uzmanlarınızın hızlı çalışabilmesini sağlamak için sürecin başından itibaren terimler sözlüğü kullanın ve bu sözlüğü yaşanan değişikliklerle paralel olarak güncelleyin.

Mobil uygulama yerelleştirmede görseller

6. Metni görsellerden ayırın

Yerelleştirdiğiniz içeriklerin görsellerinde kaynak dile ait metinlerin bulunmasını istemezsiniz. Metni görsellerden ayırdığınızda görselleri kolayca yerelleştirebilirsiniz. Böylece, insanlar kullandığınız görsellerle daha iyi bağ kurabilir.

7. Kaynak görüntü dosyalarına erişimi kolaylaştırın

Görselleri bir tasarım aracında oluşturuyorsanız yerelleştirme ekibinize ve iş ortaklarınıza yalnızca görüntü dosyasının son halini değil, kaynak dosyaları da sağlayın.
Bazı durumlarda, mobil uygulamanızın tasarım ve düzenini tutarlılığı sağlamak adına korurken belirli yerele bağlı olarak görselleri değiştirmek veya çıkarmak isteyebilirsiniz. Bu kararı illa tasarım veya kodlama aşamasında vermeniz gerekmez.
Ancak metinlerin ayrılamadığı görselleri değiştirmeniz veya çıkarmanız gerekebileceğini aklınızda bulundurmanız, dolayısıyla da tasarımda esnekliği sağlamak için uygulamayı buna göre hazırlamanız gerekir.
İpucu: Mobil uygulama yerelleştirmesi söz konusu olduğunda görseller açısından esneklik sağlayacak şekilde tasarım yapın.

8. Kültürel unsurları test edin

İyi bir kullanıcı deneyimi, kullanıcının bir sayfayı veya ekranı gördüğünde ne kadar hızlı ve kolay etkileşimde bulunup bulunamadığına bağlıdır. Kültürel unsurları dikkate alarak ne kadar fazla bağlam sağlarsanız ürününüz de kullanıcıların gözünde o kadar çok değer kazanacaktır.
Daha önce de birçok kez duyduğunuz üzere alıcıların %86’sı daha iyi bir müşteri deneyimi için daha fazla ödeme yapacaktır.
Bu yüzden test edilmemiş içeriğinizle kullanıcılarınızın kafasını karıştırmak, daha da kötüsü onları incitmek istemezsiniz. Peki çözüm ne? Tabii ki de kültürel unsurları test etmek.
İpucu: İçeriğinizi, kullanıcı arayüzü ve deneyimini kültürel unsurlara göre uyarlayın. Tamamen piyasaya sürmeden önce seçkin kullanıcılar ve hedef lokalden kişilerle ürünü beta sürümde test edin. Mobil uygulama yerelleştirmesi ancak kültürel unsurlar dikkate alındığında tam anlamıyla başarıya ulaşır.

Geliştirme sürecine yönelik yöntemler

9. Uygun dosya formatlarını kullanın

Çoğu şirket, içeriklerin hızlı ve kolay bir şekilde yerelleştirilmesini sağlayan önemli bir adımı atlar. Normalde, dizgiler kod tabanı yerine kaynak dosyalarda saklanmalıdır. Aksi takdirde, tüm kod tabanını yeniden düzenlemek oldukça fazla zaman alarak size pahalıya patlayabilir.
Bunu önlemek için, JSON, ARB, YAML, XLIFF, Android Kaynakları veya Apple dizgileri gibi doğru dosya formatlarını kullanarak geliştiricilerin dizgileri çekmelerini kolaylaştırın. Kullandığınız programlama diline veya sistemine bağlı olarak çoğu zaman standart bir dosya formatı zaten bulunur.
Excel dosyalarında boğuşmak yerine bu şekilde ilerlemek çevirileri sistemlerine yüklerken minimum zaman harcanmasını ve hataların önlenmesini sağlar.
İpucu: Dizgilerinizi uygun dosya formatlarında saklayın, böylece ek kod yazma işlemlerine gerek kalmadan içeriğiniz kolaylıkla yerelleştirilebilir.

10. Geliştiricileri en iyi uluslararasılaştırma uygulamaları konusunda bilgilendirin

Uluslararasılaştırma işlemi (i18n) olmadan mobil uygulama yerelleştirmesi de olmaz. Aslında teknik olarak bu mümkündür. Ancak bu adımı atlarsanız her bir dil için kod dizgilerinizi tekrar tekrar düzenlemeyi göze almanız gerekir. Bu da uygulamanızda yaptığınız her bir değişiklik için ayrı ayrı güncelleme yapmak zorunda olacağınız anlamına gelir.
Kısacası uluslararasılaştırma, yerelleştirmenin gerçekleşmesini sağlayan unsurdur. Kodlama ve geliştirme aşamasında gerçekleşir. Ürününüzün yerelleştirilebilmesini sağlamak için öncelikle uluslararasılaştırılması gerekir.
Şöyle düşünün: Uluslararasılaştırma, küresel kullanıma ve yerelleştirmeye hazır kod oluşturmaktır. Bu olmazsa ek kodlar yazmanız gerekeceğinden bir hayli zaman kaybedersiniz.
İpucu: Sabit kodlanmış dizgilerden kaçının ve en başından itibaren yerelleştirmeye hazır kodlar oluşturmaya çalışın.

11. Para birimi, saat ve tarih formatlarında sabit kodlamadan kaçının

Yukarıda uygulamayı yerelleştirmeye hazır hale getirmek için uluslararasılaştırma aşamasının ne kadar önemli olduğundan bahsetmiştik. Bu süreçte herhangi bir metin, özellikle de para birimi, saat ve tarih formatları için sabit kodlamadan kaçınmalısınız.
Hepinizin bildiği gibi saat ve tarih formatları söz konusu olduğunda farklılıklar kaçınılmazdır. Örneğin, ABD’ye giderseniz tarih formatının ay-gün-yıl olarak olduğunu ve 12 saatlik zaman dilimlerinin kullanıldığını görürsünüz. Ancak Türkiye’de gün ile ay yer değiştirir ve 24 saatlik zaman dilimi tercih edilir. Bunun yanı sıra para birimleri de değişiklik gösterir. Dünya çapında 20’den fazla farklı dolar türü vardır.
Bu nedenle, bu tür durumlara hazırlıklı olup kullanıcı arayüzünün ve içeriğin uyarlanabilir olduğundan emin olmanız gerekir. Özetle, ileride herhangi bir sorunla karşılaşmamak için metinlerde ve kullanıcı arayüzünde sabit kodlamadan kaçının. Doğru saat ve tarih formatlarına dönüştürülebilecek standart formatları kullanın.
İpuçları:
  • Standart formatlar: para birimi, saat ve tarih formatları için ISO, Epoch veya UTC zaman damgalarını kullanın.
  • Kütüphaneler: Date.js veya Moment.js, her bir yerele göre bunları sizin için biçimlendirerek doğru zaman formatlarına dönüştürecektir.

12. Çeşitli dosya formatları için içe/dışa aktarma işlevlerini destekleyen bir araç kullanın

Uygun dosya formatlarını kullanmanın sizi ek kod yazma zahmetinden kurtardığından bahsetmiştik. Bu kapsamda, çeşitli formatlar için içe/dışa aktarma işlevlerini destekleyen bir araç kullanmak çok önemlidir.

13. Çoğul kullanımları dikkate alın

İngilizcede tekil ve çoğul ayrımını isimlere gelen eklerle rahatça belirtebilirsiniz, ancak bazı dillerde bu daha zordur.
Örneğin, İspanyolcada sadece ismi değil, isimden önce gelen artikeli de çoğul yapmanız gerekir. Peki bu tür durumlarla nasıl başa çıkabilirsiniz? Tek tek her kelimeye bakmak sizce de zor olmaz mıydı?
Metnin sabit kısmını, çoğullar kitaplığı yardımıyla değişken öğelerden (yani yer tutuculardan) oluşturarak uygulamanızın farklı tekil-çoğul yapılarına sahip dilleri işleyebildiğinden emin olun.
İpuçları:
  • Metni çoğul yapılardan olabildiğince uzaklaştırın veya bu formatları destekleyen özel tasarım eklentilerini kullanın. Böylece, tasarımcılar farklı çoğul yapıların tasarımda nasıl görüneceğini ön izleyebilir.
  • Kod dizgilerinizi farklı çoğul yapıları kapsayacak şekilde düzenleyin.
  • Hızlıçeviri gibi çoğul yapıları destekleyen özel bir çeviri yönetim sistemini kullanın.

14. iOS ve Android anahtarlarını birleştirin

İki veya daha fazla platform için uygulama geliştirirken sık karşılaşılan durumlardan biri de bazı anahtar adları ve değerlerinin aynı, bazılarının ise farklı olmasıdır.
Farklı platformların farklı adlandırma şemaları vardır. Örneğin, iOS geliştiricileri LoginButton’u tercih ederken Android geliştiricileri login_button’u kullanır. Benzer anahtarları tek bir anahtar girişinde birleştirerek tekrar tekrar aynı işleri yapmaktan kurtulabilirsiniz.
İpucu: Birden fazla platformla çalışıyorsanız dışa aktarma sırasında tüm platform anahtarlarını ekleyin.

İş akışları ve kalite kontrolü açısından en iyi yöntemler

15. Otomasyon özelliklerine sahip bir araç kullanın

Otomasyon, şirketinizin yerelleştirme çalışmalarında verimliliği doğrudan etkileyebilecek bir faktördür.
Rutin görevlerde kaynak dosyaları manuel olarak işlemenize artık gerek yok, en azından çeviri ve yerelleştirme teknolojileri bu kadar ilerlemişken. Siz de bizim gibi zamana değer veriyorsanız yerelleştirme sürecinizin büyük bir kısmını otomatikleştirebilirsiniz. İlk adım çeviri dosyalarının çekilmesi, incelenmesi ve uygulanmasına yönelik yöntemlerin standartlaştırılması ve tek bir merkezde toplanmasıdır.

16. Figma gibi tasarım araçlarına entegre olabilen bir platform kullanın

Hızlıçeviri, yükselmekte olan ileri teknoloji şirketleri tarafından yürütülen tasarım odaklı yerelleştirme projeleri için ideal çözümü sunar. Onu bu kadar etkili yapan şeylerden biri de Figma gibi özel tasarım araçlarıyla sorunsuz bir şekilde çalışabilmesidir.
Aslında Hızlıçeviri tasarım entegrasyonları genel olarak piyasada oldukça popülerdir diyebiliriz. Tabii ki bunun iyi bir nedeni var: tasarım odaklı yerelleştirme, yerelleştirilmiş mobil uygulamaları hızla piyasaya sürmek için en etkili yöntemlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.

17. Tasarım aşamasında yerelleştirme testleri yapın

Yerelleştirme testleri tasarım aşamasında yapılabilir, hatta yapılmalıdır. Tasarımcıları en başından yerelleştirme sürecine dahil ederek geliştirme sonrası yerelleştirmede ortaya çıkabilecek can sıkıcı sorunları ortaya çıkmadan önleyebilirsiniz.
Ayrıca, yerelleştirme hatalarını erkenden yakalayarak kaynaklardan tasarruf etmekle kalmayıp kullanıcılarınıza iyi bir deneyim sunabilirsiniz. Hataları tasarım aşamasında çözmek, ürünü piyasaya sürüldükten sonra ayarlamalar yapmaktan çok daha kolaydır.
İpucu: Tasarımcıları yerelleştirme akışına olabildiğince erken dahil ederek ekiplerinizin tasarımın tüm hedef dillerde doğru çalışıp çalışmadığını hızlı ve kolay bir şekilde kontrol edebilmesini sağlayın.

18. A/B testi ile kullanıcı deneyimini gözlemleyin

A/B testi, doğrudan pazarlama yöntemleri arasında uzun yıllardır tercih edilmektedir. Siz de yerelleştirilmiş bir deneyim sunmak için kullanıcıları test ederken bu yöntemi kullanabilirsiniz.
A/B testi üretim öncesi kalite kontrol işlemine benzemekle birlikte, kullanıcılardan gelen geri bildirimlere dayanarak optimizasyon gerçekleştirmeyi de içerir.
İşe neyi test etmek istediğinizi belirleyerek başlayın. Bu, mobil uygulamadaki bir buton veya etiket gibi yerelleştirilmiş bir içerik olabilir. Alternatif bir tasarım oluşturarak hangi değişikliklerin kullanıcıları hedeflediğiniz sonuca yönlendirmede daha etkili olduğunu görmek için testler yapın.
Doğru araçlarla ve yerelleştirilmiş içeriğinizde yaptığınız değişikliklerle uygulamayı üretim aşamasına geçirmeden önce hedef pazardan uzmanlarla bu testi gerçekleştirebilirsiniz.
İpucu: Ürününüzün yapısına bağlı olarak her yeni özellikte A/B testi yapmak isteyebilirsiniz.

Bonus: App Store’da mobil uygulama yerelleştirme

Geliştiricilere mobil uygulama yerelleştirme dendiğinde hemen uygulamanın içeriği akıllarına gelir. Aslında, sürecin önemli bir parçası App Store’daki uygulamanın listelemesini yerelleştirmektir.
Meta veri ve anahtar kelime yerelleştirmesi, uygulamanızın keşfedilebilirliği açısından çok önemlidir, bu yüzden de her zaman uygulama içindeki içeriklerden önce gelmelidir. Genellikle App Store kullanıcıları meta verileri lokale göre uyarlanmamış uygulamaları indirmez.
Uygulama içeriğiniz henüz yerelleştirilmemiş olsa bile siz yine de App Store meta verilerinizi birçok farklı lokali düşünerek yerelleştirmeye başlayın. Anahtar kelimelerle başlayın, ardından uygulama adını, açıklamasını ve ekran görüntülerini ekleyin. Bu, uygulamanızın yeni bölgelerde keşfedilebilirliğini arttıracaktır.

Hızlıçeviri Hakkında Daha Detaylı Sorularınız mı Var?

Hızlıçeviri ile ilgili tüm sorularınız için bize 0 850 885 0 495 numarası ya da [email protected] mail adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. Tüm sorularınızı cevaplamaktan memnuniyet duyarız.

Blog içeriklerimizden haberdar olmak için kayıt olun.