Skip to main content
Çeviri Blog Yazıları

WordPress Altyapılı Web Siteniz İçin Yerelleştirme İpuçları

By 21 Temmuz 2022Temmuz 26th, 2022No Comments
wordpress yerelleştirme
Yerelleştirme, yeni pazarlara genişleme ve dönüşümleri artırma konusunda olmazsa olmazdır. Ancak web sitenizi çevirirken tüm süreci manuel ilerletmek fazla zaman alabilir. Web site içeriklerini düzenli bir şekilde toplamak, excel dosyaları arasında kaybolmak ve bu gergin süreçte geribildirim alabilmek için yanıt beklemek sürecin verimliliğini kötü yönde etkileyecektir. Bu yazımızda WordPress altyapılı web sitenizi hızlı ve kolay bir şekilde yerelleştirmenize yardımcı olacak ipuçlarını sizlerle paylaşıyoruz.

Nereden Başlamalısınız?

WordPress altyapılı web sitenizi çevirmeye başlarken ilk yapmanız gereken şey çok dilli bir WordPress teması bulmaktır. Popüler temaların çoğu çok dilli kullanım için uygun olsa da yolda aksiliklerle karşılaşmamak adına seçtiğiniz temanın uyumluluğundan emin olmalısınız. Eğer uyumlu değilse PO dosyaları, gettext ve özel PHP dosyalarıyla teker teker uğraşırsınız. Bunun çok fazla efor kaybettireceğini söylememize gerek yok diye düşünüyoruz.
İkinci olarak, çok dilli bir WordPress teması bulmayı başarsanız veya sıfırdan bir tema oluştursanız da dizelerin tümünü tam olarak optimize edilmemiş bir kullanıcı arayüzünde kendiniz çevirmeniz gerekir.
Son olarak, orijinal dilde küçük değişiklikler söz konusu olduğunda nelerin değiştiğini kolayca tespit edebilmenize yardımcı bir araç olmadığından tüm dilleriniz için çeviri sürecini bütünüyle tekrar gözden geçirmeniz gerekir.
Tüm bu saydıklarımız son derece zaman kaybına sebep olduğu gibi, uzun vadede ufak hatalarınızın büyük maliyetlere yol açması kaçınılmazdır.

Tam olarak neyi yerelleştirilmelisiniz?

Yerelleştirme hakkında anlaşılması gereken önemli bir nokta, bunun yalnızca web sitenizdeki metinlerden ibaret olmadığıdır. Web sitenize eklediğiniz özellikler, tarih biçimleri, para birimleri ve yasal terimler gibi başlıkların da yerelleştirmeden nasibini alması gerekir.
Resimler ve videolar gibi görsel içerikler, giderek büyüyen görsel dünyasında içerik tüketimi ve etkileşiminde önemli rol oynarlar. Yerelleştirilmemiş medya içeriklerine sahip metinler, düşük kaliteli bir izlenim yaratabilir ve bu dönüşüm oranınızı kötü yönde etkiler.
Web sitenizi yerelleştirirken göz önünde bulundurmanız gereken diğer husus SEO kavramıdır. Çok dilli SEO başlı başına bir konu olsa da, hangi arama motorlarının hangi ülkelerde popüler olduğunu bilmeli, içeriğinizin her biri için nasıl optimize edileceğini hakkında fikir sahibi olmalısınız.

WordPress altyapılı web sitenizi hızlı ve kolay bir şekilde nasıl yerelleştirirsiniz?

1. Çeviriye hazır bir WordPress teması seçin

Bahsettiğimiz gibi web sitenizi çekirdek dosyalar üzerinde çalışmak zorunda kalmadan çevirmek istiyorsanız, yerelleştirilebilir bir WordPress temasına ihtiyacınız var demektir. İşte bazı popüler seçenekler:

Divi

En popüler WordPress temalarından biri olan Divi, WYSIWYG görsel sayfa oluşturucu, yüzlerce kullanıma hazır tasarım ve tam bir web sitesi paketiyle birlikte geliyor. Yerelleştirme çalışmalarını ise, WordPress için en popüler çeviri eklentilerinden biri olan WPML ile kolayca gerçekleştirebilirsiniz.

Avada

Bir başka WPML özellikli WordPress teması olan Avada, ThemeForest’ta tüm zamanların 1 numaralı WordPress temasıdır. Divi’den farklı olarak Avada, yalnızca WordPress yönetici panosunu kullanan bir sayfa oluşturucuya sahiptir.

The7

ThemeForest’ta en çok satan ikinci tema olan The7, “en özelleştirilebilir WP teması” olarak pazarlanmaktadır. Bu durum güçlü tasarımlar isteyen markalar için oldukça önemlidir. Biraz önce bahsettiğimiz 2 temada olduğu gibi The7 de WPML’yi destekler. Bu sebeple web sitenizi çevirmek isteyenler için güvenli bir seçenektir.

WooCommerce

Aslında bir tema olmasa da, WordPress e-ticaret sitelerindeki popülerliği nedeniyle WooCommerce’i de listemize ekledik. En büyük avantaki WooCommerce’in kendi dizelerinin zaten birkaç dile yerelleştirilmiş olmasıdır. Bu sayede ürün açıklamalarınızı çevirmeniz yeterli olacaktır.

WordPress “Twenty” temaları

Diğerleri kadar süslü olmasa da, düzenli olarak güncellenen bu temalar basit bir web sitesi için oldukça uygundur.

2. Doğru çeviri eklentisini seçin

Yukarıda bahsettiğimiz temaların çoğunun, WordPress için en popüler çeviri eklentisi olan WPML için yerleşik desteğe sahip olduğunu görüyoruz. Bu kesinlikle bir tesadüf değil. On yıldan fazla süredir piyasaya hükmeden WPML, resmi olmayan bir standart haline gelmiş durumda ve çoğu WordPress teması tarafından destekleniyor.

“Seçtiğiniz eklentilerin temanızla uyumlu olduğundan emin olun.”

Eklentiler konusunda dikkat etmeniz gereken şeylerden bazıları şunlardır:
  • Gelişmiş özel alan desteği: İçerikleriniz için özel alanlar (etkinlik konumu, ürün kategorisi, vb.) kullanıyorsanız, seçtiğiniz tema tarafından desteklendiğinden emin olmalısınız.
  • Çeviri yönetim sistemiyle entegrasyon: Çeviri süreciniz üzerinde daha gelişmiş bir kontrole sahip olmak istiyorsanız, temanızın çeviri yönetim sistemleriyle entegre olabildiğine emin olmalısınız.
  • Sürekli yerelleştirme desteği: Yeni içerik yayınlarken dillerinizi güncel tutmak için otomatik bir süreç istiyorsanız, temanız bu özelliğe sahip olmalıdır.

3. Coğrafi hedeflemeden yararlanın

Düzgün bir şekilde yerelleştirilmiş bir web sitesi ziyaretçilerine diller arasında geçiş yapma seçeneği sunsa da bu her zaman yeterli olmaz. Bunun yerine kullanıcıların tercih ettiği dili otomatik olarak algılayan web sitesi hazırlayarak, onları uygun sürüme hemen yönlendirir, bu sayede dönüşüm oranlarınızı hızla artırabilirsiniz.
Coğrafi hedeflemenin harikalar yaratabileceği bir diğer kullanım durumu da çeşitli promosyon kampanyalarıdır. Kullanıcıların dikkatini diğer içeriklerinizle dağıtmadan önce karşılarına çıkarttığınız kampanya içerikleri, kampanya sonuçları üzerinde büyük etkiye sahiptir.
Sonuç olarak coğrafi hedefleme, özellikle e-ticaret siteleri için dönüşüm oranlarını artırmaya oldukça yardımcı olur ve genellikle gözden kaçan bi özelliktir.
Ek not: Coğrafi hedefleme dillere değil coğrafyalara bağlı olarak çalıştığından, dil kodları yerine ülke bayrakları kullanan bir dil değiştirici kullanmak daha mantıklı olacaktır. Bu sayede, iki ülkede İngilizce konuşmasına rağmen İngiltere’de başlattığınız bir kampanya ABD’den gelen ziyaretçilere gösterilmeyecektir.

4. Önce test edin

Web geliştiriciler ne yazık ki çoğu zaman çevrilmiş web sitesi tarayıcıda açıldığında sürecin tamamlandığını düşünür. Bu durum genellikle felaketle sonuçlanır. Bunun nedeni dil hizmeti sağlayıcınızın bağlamı ancak belirli bir ölçüde sağlayabilmesi, yazıların hedef dilde daha fazla yer kaplaması vb. durumlardır. Sonuç olarak çeviriler çoğu zaman anlamsız olmakla yetinmez ve rahatsız edici boyuta ulaşır.
Bu nedenle çevrilmiş web sitenizi kullanıcıların hizmetine sunmadan önce çevirmenlere bağlam hakkında gerekli bilgilendirmeleri yapmalı, sonrasında ise yerelleştirilmiş içeriği test etmek için çeviri kontrol listesine sahip olmalısınız.

5. Çeviri yönetim sistemi ile entegre edin

Web site içerikleriniz kısa veya makul ölçüde statik olduğunda tüm çeviri sürecini WPML arayüzü üzerinden yönetebilirsiniz. Ancak daha fazla içerik eklenip web sitenizin kapsamı arttığında eklentilerin sunduğu sınırlara sığamamaya başlarsınız.
Bu durumda atmanız gereken bir sonraki adım çeviri yönetim sistemi kullanmaktır. Bu size tüm çevirilerinizi tek platformda toplayıp yönetebilme avantajı sunar.
İyi bir çeviri yönetim sisteminin avantajları şunlardır:
  • Çevirileri ekibinizdeki kişilere veya serbest çalışanlara atayabilirsiniz. Atamalardan sonra ilerlemeleri gerçek zamanlı olarak takip edebilir, çeviri performansıyla ilgili notlarınızı paylaşabilirsiniz.
  • İçeriği WordPress ile hazırlanmış siteniz ve çeviri yönetim sisteminiz ile senkronize edebilirsiniz. Böylece manuel işlemler olabildiğince azalmış olur. Çeviri yönetim sistemi sayesinde, kaynak içerik değiştiğinde çevirmenlerinize otomatik olarak yeni içeriğiniz atanır ve operasyonel yükten kurtulursunuz.
  • Çeviri bellekleri sayesinde daha önce çevirdiğiniz metinlerin tekrar düzenlenmesi gerektiğinde her şeyi yeniden çevirmeniz gerekmez. Daha önce çevrilen içerikler sayesinde çevirmene sunulan öneriler, zaman ve maliyetten tasarruf etmenizi sağlar.
  • İçeriğinizin kaba taslağını elde edebilmek için öncelikle makine çevirisinden yararlanabilirsiniz. Bazı makine çevirisi motorlarının, bazı diller için daha iyi veya kötü çalıştığı bilgisini göz önünde bulundurarak, çeviri yönetim sisteminizin hangilerini desteklediğini, içeriğiniz için hangisinin daha iyi olduğunu kontrol edin.
  • Biçimlendirme, yazım denetimi, dil bilgisi denetimi ve sözlükler kullanarak çevirilerinizin kalitesini ve tutarlılığını artırabilirsiniz.
Dışarıda pek çok seçenek olsa da biz Hızlıçeviri’nin mükemmel bir seçenek olduğunu düşünüyoruz. Gelişmiş iş akışlarına ihtiyaç duyan işletmeler yukarıda bahsettimiz konuların yanında daha birçok özelliğe Hızlıçeviri aracılığı ile ulaşabilir.
Görüldüğü gibi yerelleştirme, sadece pazarlama departmanının kullandığı süslü bir terimden fazlasıdır. Hassas bir süreçtir ve ilk günden itibaren planlı hareket edilmelidir. Bunu yapmanın birçok yolu olsa da en önemli ilke yerelleştirme stratejinizi önceden planlamak ve ilerlemeye başlamadan önce doğru araçlara sahip olduğunuzdan emin olmaktır.
Bu yazımızın, yerelleştirmeyi sonradan akla gelen bir düşünce olarak değil, işinizin temeli olarak düşünmeye başlamanız için ihtiyacınız olan tüm bilgileri size verdiğini umuyoruz.
Yerelleştirmenin ne kadar etkili ve kolay olabileceğini görmek için Hızlıçeviri ile iletişime geçin.

Hızlıçeviri Hakkında Daha Detaylı Sorularınız mı Var?

Hızlıçeviri ile ilgili tüm sorularınız için bize 0 850 885 0 495 numarası ya da [email protected] mail adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. Tüm sorularınızı cevaplamaktan memnuniyet duyarız.

Blog içeriklerimizden haberdar olmak için kayıt olun.