Skip to main content
Çeviri Blog Yazıları

Yerelleştirme Rehberi

By 5 Eylül 2022Eylül 7th, 2022No Comments
Yerelleştirme Rehberi
Bir ürünü veya hizmeti yeni bir pazara tanıtmak her zaman heyecan vericidir. Ancak iş bunu bambaşka bir ülkede yapmaya gelince gözünüz korkabilir. Farklı pazarlara açılmak markanızı büyütmek ve kazancınızı arttırmak açısından harika bir fırsat. Ancak dikkatli bir şekilde doğru adımları atmazsanız marka itibarınızı zedeleyebilirsiniz. KFC ve Mercedes Benz gibi birçok marka da ne yazık ki bu acı tecrübeden nasibini aldı.
Bu yüzden etkili bir yerelleştirme stratejisi oluşturmak çok önemli. “Söylemesi kolay tabii” dediğinizi duyar gibiyiz. Nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız endişeye kapılmayın. Hızlıçeviri olarak hazırladığımız bu yazı ile bu süreci kolaylıkla yönetebilirsiniz.

Yerelleştirme stratejisi nedir?

Yerelleştirme stratejisi, belirli bir pazarla bağlantı kurabilmek amacıyla bir işletmenin markalaşma çalışmalarını ve ürün ya da hizmetlerini yeniden tasarlama sürecini kapsar. Yani bir içeriği farklı bir dile çevirmekten çok daha fazlasıdır. Genellikle renk şemaları, görseller, sloganlar ve ücretlendirmeler üzerinde hedef ülkenin kültür ve geleneklerine göre düzenlemeler yapmayı gerektirir.
Ayrıca, kullanılan pazarlama kanallarından şirket blogunda yayınlanan içeriklere kadar her şey de bu sürece dahildir. Tahmin edebileceğiniz üzere dünyanın her yerinde aynı içerikler aynı etkiyi uyandırmayabilir.
Aşağıda yerelleştirme sürecinin bazı önemli unsurlarını görebilirsiniz:
  • Web site tasarımı ve düzeni
  • Web site ve yazılı içerikler için metin çevirisi
  • Markalaşma kapsamında renkler, sloganlar, logolar ve iletiler
  • Online ortam da dahil olmak üzere her türlü pazarlama kanalı
  • Ürün tasarımı/hizmet teklifleri
  • Mobil uygulama tasarımı, düzeni ve çevirisi
  • İçerik formatları (video, ses, blog, slayt, infografikler, vb.)
Bir yerelleştirme stratejisinde öncelik, verilmek istenen mesajı kaybetmeden yabancı müşteri tabanıyla markayı buluşturabilmektir. Bu nedenle stratejiler, her ülkenin ve bölgenin kültürel farklılıklarının yanı sıra müşteri davranışlarına göre şekillenir.

Yerelleştirme stratejisi işletmeniz için neden bu kadar önemli?

Yerelleştirme stratejisiyle amaçlanan, hedef ülkedeki müşterilere hitap edecek yerelleştirilmiş deneyimler sunmaktır.
Etkili bir strateji izlenirse yerelleştirme ile:
  • Rakiplerinizin önüne geçerek üstünlük sağlayabilirsiniz ya da daha iyi bir müşteri deneyimiyle yeni pazarlarda markanızı büyütebilirsiniz.
  • Müşterilerinizin özel ihtiyaçlarını araştırıp karşılayarak müşteri memnuniyetini sağlayabilirsiniz.
  • Müşterilere hizmet ederek markaya bağlılıklarını güçlendirebilir ve müşteri anketlerinin yanı sıra geri bildirimlere göre tekliflerinizi düzenleyebilirsiniz.
  • Müşterilerinizin memnuniyetini korumak için müşteri odaklı yaklaşımı benimseyerek kazanç potansiyelinizi arttırabilirsiniz.
Ancak şunu unutmamanız gerekir, yerelleştirme stratejisi aceleye getirilebilecek bir şey değildir. Tek bir hata tüm hayallerinizi yıkabilir. Örneğin, bazı şirketler çeviriye odaklanırken yaratıcı çeviriyi göz ardı eder. Bu noktada çevirilerinizin yeni dilde kaynak metnin yarattığı etkiyi yaratmaması sorunuyla karşılaşırsınız.
Örneğin Los Angeles, Kaliforniya’da Latin kökenli topluluklar için başlatılan “Got Milk” kampanyasını ele alalım. Bu slogan İspanyolcaya süt vermek anlamına gelen “Tienes Leche” olarak çevrildi.
Bu slogan markanın asıl mesajını ıskalamakla kalmadı ayrıca müşteriler için tuhaf ve rahatsız edici bir şeye dönüştü. Bu gibi sorunlarla karşılaşmamak için yaratıcı çeviriyi yerelleştirme stratejinize dahil etmelisiniz.
  • “Yaratıcı çeviriyle kaynak metnin ‘asıl amacı’ alınarak yeni kültürün norm ve deneyimlerine göre hedef kitleye hitap eden yeni bir mesaj oluşturulur. Yani, bizim yaptığımız farklı bir ülke ve kültürde verilecek mesajı yeniden oluşturmak.” —Hızlıçeviri
Bu yaklaşımla dil uzmanları kampanyaları yeniden yazarak aynı etkiyi ve marka sesini korurken mesajın müşterilerde yankı uyandırabilmesini sağlar. Dil uzmanları hedef kitlenizin kültürünü bilir, bu nedenle pahalıya mal olacak hatalardan uzak durur.
Birebir çeviri argo kelimelerin ve metaforların sık kullanıldığı metinlerde pek işe yaramayabilir. Dil uzmanları bunları da fark ederek birçok sorunun önüne geçebilir. Ancak burada önemli olan doğru kişilerle iş birliği yapabilmektir. Neticede birçok dilde deneyimli ve güvenilir dil uzmanlarını bulmak kolay iş değildir. Bu nedenle, bazıları vasat sonuçlar veren online çeviri platformlarına başvurur.

Yerelleştirme ve çeviri arasındaki fark nedir?

Yerelleştirme deyince aklınıza ilk ne geliyor? Muhtemelen çoğu insan gibi siz de büyük bir çeviri projesi hayal etmişsinizdir. Bu da yerelleştirme sürecinin bir parçası olsa da her şey bundan ibaret değildir. Uygulanması gereken daha birçok adım ve stratejik yaklaşım vardır.
Çeviride kelimeler Got Milk örneğinde gördüğümüz üzere olduğu gibi çevrilir. Yerelleştirmede ise kültür ve çevirinin etkisi dikkate alınır. Bu noktada birçok soru sorulur: Hedef dilde bu sözcük aynı anlama gelecek mi? Daha da önemlisi, kaynak dildeki duyguyu ve yankıyı uyandırabilecek mi?
Kısacası, yerelleştirme ayrıntılı bir planlama, derinlemesine araştırma ve doğru uygulamaları takip etmeyi gerektirir. Doğru yapıldığında marka mesajı sanki ilk defa orada oluşturulmuş gibi bir etki uyandırarak, hedef kitleye hitap eden içerikler ortaya koymayı sağlar.
Ancak içerik, kültürel farklılıklara göre uyarlanmış ve iyi düşünülmüş bir içerikten çok özensiz bir çeviri gibi hissettiriyorsa işte o zaman işler pek yolunda gitmiyor demektir.

Küreselleşme ve uluslararasılaştırma aynı şeyler mi?

Yerelleştirme deyince küreselleşme ve uluslararasılaştırma kavramlarından bahsetmemek olmaz. İkisi arasında bazı benzerlikler bulunsa da birbirlerinden ayrıldıkları noktalar da vardır. Uluslararası pazarlara açılmanın dört adımı vardır: küreselleşme, uluslararasılaştırma, yerelleştirme ve çeviri.
Kısaca bunların da üzerinden geçebiliriz.

Küreselleşme nedir?

Küreselleşme iki şeye odaklanır: uluslararası sınırları aşarak büyüme ve bazı prosedürlerle yasaları takip etme.
Bu noktada McDonald’s küreselleşmeyi daha iyi anlamamız konusunda bize yardımcı olabilir. McDonald’s 120’den fazla ülkede yaklaşık 40.000 restorana sahip. Ayrıca bu ülkelerde birçok kişi tarafından bilinen ve sevilen bir marka.
Bu örnekte olduğu gibi yabancı ülkelerde işletme açmayı küreselleşme olarak tanımlayabiliriz. Farklı pazarlarda tutunabilmek için de uluslararası yasaları ve düzenlemeleri öğrenmek gerekir. İster belirli bir yerde dükkan açın ister Amazon gibi bir e-ticaret markası kurun, bu adımı atlamamanız önemlidir.
Ürünlerinizi yurtdışındaki müşterilere satıyorsanız o ülkelerdeki vergilendirmelere ve düzenlemelere de uymanız gerekir.
Küreselleşme, farklı ülkelerdeki müşterilerle bağlantı kurmayı sağlayan yerelleştirmeye yönelik hazırlık aşaması gibidir. McDonald’s da bunu göz önünde bulundurarak ülkelere göre menüler hazırlamıştı.

Yerelleştirme nedir?

Yerelleştirmede marka, ürün ve hizmetler belirli bir lokaldeki müşterilere hitap edecek şekilde yeniden uyarlanır. Bu süreçte çevrilen metinler ve yeni tasarımlarla web site, uygulamalar ve yazılı materyaller de yerelleştirilir.
Tarih ve adres gibi küçük değişiklerin yanı sıra logo renkleri ve tasarım gibi büyük değişikler yapılır.
Airbnb yerelleştirme konusunda verebileceğimiz en güzel örneklerden biridir. Yaklaşık 200’den fazla ülkede hizmet veren bu şirketin web sitesi 60’tan fazla dil seçeneği sunar.

Ayrıca, sitede değerlendirmeler, yerel rehberler ve seslendirmeli videolar gibi kullanıcılar tarafından oluşturulan içerikler de var. Bu marka kültürel, yasal ve bölgesel beklentilere göre müşteri deneyimini şekillendirme konusunda oldukça usta olduğunu çoktan kanıtladı.

Bu üstün müşteri deneyimi sayesinde Türkiye’den Fransa’daki bir Airbnb’yi kiralasanız bile zorluk çekmezsiniz. Ayrıca, yerel halk için de içerikler mevcut. Burada amaç, hem yerel halktan kişileri hem de gezginleri ağırlamaktır. İşe de yarıyor!

Uluslararasılaştırma nedir?

Uluslararasılaştırma yerelleştirmeye başlamadan bir önceki adımdır. Bu süreçte web site, uygulama, hizmet teklifleri ve ürünler hedef pazarlara göre tasarım ve geliştirmeye yönelik hazırlanır. Tasarım ve geliştirme tamamlandığında yerelleştirme ekipleri metni çevirmeye başlar, renkleri değiştirir ve gerekli unsurları inceleyerek bunların tasarım düzenine uygun olmasını sağlar.
Uluslararasılaştırma için verebileceğimiz örneklerden biri Starbucks’tır. Logolarındaki yazıyı çıkararak çeviriye gerek kalmadan bu logonun her yerde kullanabilmesini sağladılar. Bu sayede, logolarıyla kültürel farklılıklara ve sınırlara takılmadan insanlara hizmet verebiliyorlar.
Kentucky Fried Chicken da 1991’de KFC ile marka isminde değişikliğe gitti. Tabii burada amaçları Kentucky’e eyalet lisans bedeli ödemekten kaçmaktı. Bu da tabii dünyanın farklı köşelerinden insanların markanın adını hatırlamasını ve telaffuz etmesini kolaylaştırdı.

Ne zaman yerelleştirme stratejisi oluşturmak gerekir?

Aşağıdaki durumları deneyimliyorsanız yerelleştirme stratejinizi oluşturmanın zamanı gelmiştir diyebiliriz:
  • Bulunduğunuz ülkede satışlarınız iyi gidiyorsa,
  • Diğer ülkelerde de aynı başarıyı yakalama şansınız varsa,
  • Yurtdışından insanlar ürün ve hizmetlerinizi soruyorsa,
  • Rakipleriniz yeni bölgelere açılmaya başladıysa.

10 Adımlı Yerelleştirme Rehberi

İşletmeniz için yerelleştirme stratejisi oluşturmak ya da var olan stratejinizi gözden geçirmek mi istiyorsunuz? O zaman doğru yerdesiniz! Aşağıdaki adımları takip ederek etkili bir yerelleştirme stratejisi oluşturabilirsiniz.

1. Hedef pazar üzerine araştırma yapın

Hiç bilmediğiniz bir pazara hazırlıksız gitmeyin. Kültür, dil, yasalar ve gelenekler bakımından o pazar üzerinde araştırmalar yapın. Hatta daha da güzeli, bir dil uzmanının da yardımıyla bölgedeki potansiyel müşterilere ulaşın ve onlarla iletişime geçin. Önemli sorunları çözmek için ihtiyaç duydukları özellikler, ürünler ve hizmetleri öğrenin.
Bölgenin kendine has özellikleri ve bu özelliklerin ürün ve hizmetlerinize etkisi hakkında bilgi edinin. Örneğin, bölgedeki müşterilerin ihtiyaçlarına hitap edebilecek farklı bir özellik ya da ek bir hizmet var mı? Belki bölgede yüksek hızlı internet olmayabilir. Bu durumda uygulamanızı düşük ağ bağlantısıyla da çalışabilecek şekilde düzenlemeniz gerekebilir.
Dahası, müşterilerin satın alma kararlarını etkileyen kişileri de araştırmalısınız. Belki de TikTok veya YouTube’daki içerik üreticileri müşterileriniz için o kadar da önemli olmayabilir. Belki de sosyal medya influencerları yerine resmi yayıncıları tercih ediyorlardır.
Bunun dışında rakiplerinizden haberdar olmanızda fayda var. Onların ürün ve hizmetlerini, pazarlama kampanyalarını ve reklamcılık yöntemlerini inceleyebilirsiniz. Böylece onlarda neyin işe yarayıp neyin yaramadığını görebilirsiniz. Stratejilerindeki ve tekliflerindeki eksikleri de fark edebilirsiniz. Ayrıca, lokalden kişilerin rakipleriniz hakkındaki düşüncelerini ve neden onları tercih ettiklerini de öğrenebilirsiniz. Ya da neden tercih etmediklerini.
Bu bilgileri kullanarak daha iyi bir müşteri deneyimi inşa edebilirsiniz.
Araştırma listenize dahil etmeniz gereken diğer unsurları ise şöyle sıralayabiliriz:
  • Ülkedeki tatil ve önemli günleri öğrenin (promosyonlar, satış süreçleri ve içeriklerinizi bunlara göre planlayabilirsiniz)
  • Gümrük engelleri, yasal düzenlemeler ve tedarik zinciri hakkında bilgi sahibi olun (fiyatlandırma açısından daha uygun ya da bölgeye daha hızlı sevkiyat yapan yeni bir tedarikçi bulmanız gerekebilir)
  • Ürününüzün kültürel açıdan yeterince uyarlandığından, hedef pazarın gelenek ve görenekleriyle çatışmadığından emin olun.
  • Mesajınızın lokaldeki müşterilerin beklentilerini karşılayıp karşılamadığını kontrol edin (yaratıcı çeviriyle çevirinin ötesine geçin)
  • Markanızın asıl mesajını korurken ürününüzü markete uygun hale getirmek için (özellikler, ücretlendirme, tasarım ve üslup bakımından) yapmanız gereken değişiklikleri belirleyin
En iyi araştırmanın lokali bilenlerle yapılabileceğini unutmayın. Birinci taraf verilerini toplamak için onlarla anket, araştırmalar ve görüşmeler düzenleyin.

2. Tasarım ve geliştirme sırasında yerelleştirme aşamasını göz önünde bulundurun

Uluslararası pazarlara açılmayı düşünüyorsanız web site, uygulama ve ürün geliştirme esnasında ilerde gerekebilecek değişiklikleri de göz önünde bulundurmanız gerekir. Bu sayede tasarımı baştan yapmak zorunda kalmazsınız.
Örneğin, uygulamadaki metinler için yeterli alanın ayrılması gerekir. İngilizce gibi diller Mandarin karakterlere nazaran daha az yer kaplar. Eğer bunu ilk aşamada göz önünde bulundurmazsanız baştan yeni bir şablon hazırlamak zorunda kalırsınız. Bu da müşteri deneyiminin farklı dillerde tutarsız olmasına neden olur.
Bu nedenle yerelleştirme stratejinizi hazırlarken ayrıntıları gözden kaçırmayın. Yoksa yeniden tasarım yapmak zorunda kalarak zaman ve maliyetten zarar edersiniz.

3. Yerel halkla bağlantı kurun

Yerel halkla iletişim kurmak size başka hiçbir yerde bulamayacağınız değerli bilgiler sunabilir. Hikayeleri, şikayetleri ve talepleri doğrudan hedef kitlenizden dinleyebilirsiniz.
Hem gerçek hayatta hem de dijital ortamda onlarla bir araya gelebilirsiniz. Bu amaçla forum gruplarını ve sosyal medyayı takip edebilirsiniz. Başarılı bir yerelleştirme stratejisi oluşturmak için sorular sorabilir, ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.
Facebook, Reddit ve Twitter gibi sosyal ağlar bu konuda size yardımcı olabilir. Lokalden konuştuğunuz kişilere aile ve arkadaşlarıyla takılmak için en çok hangi siteleri kullandıklarını da sorabilirsiniz.

4. Markalaşma stratejinizi gözden geçirin

Markanız sizi rakiplerinizden ayıran şeydir. Ayrıca müşterilerle bağlantı kurabilmenizi sağlar. Bu yüzden her bir pazar için markalaşma stratejinizi de gözden geçirmeniz mantıklı olacaktır.
Her yerde aynı renkler, yazı tipi, mesaj ve üslup işe yaramayabilir. Dolayısıyla bazı değişiklikler yapmak gerekir. Örneğin, kırmızı Amerikan restoranlarında oldukça popüler bir renktir. Kulağa mantıklı da geliyor. Ne de olsa müşterilerin dikkatini çeken bir renk.
Ancak Kelt, İbrani ve Güney Afrika kültürlerinde kırmızı ölüm, günah, kurban verme veya yas gibi kavramları çağrıştırır. Haliyle bu tür kavramların restoranınızla ilişkilendirilmesini istemezsiniz.
Ayrıca kullanılan semboller de bu noktada büyük önem taşır:
“Örneğin, yılanlar bazı kültürlerde sinsiliği çağrıştırırken başka kültürlerde dönüşümü yansıtır. Bu yüzden öncelik müşterilere ilişkin araştırma yapmak olmalıdır. Bir pazara girmeye karar verdiğinizde o bölgede işletmeniz açısından değerlendirebileceğiniz fırsatları araştırın. Bunu gerçekleştirebilmenin etkili bir yolu ekip üyelerinizden birini hedef lokalde çalıştırmanızdır. Bu sayede yerel halkın değer ve taleplerini daha iyi değerlendirebilirsiniz.”— Lily WIll, Niawigs‘in kurucusu ve CEO’su

5. Marka kılavuzu ve yerelleştirme kiti hazırlayın

Belirli bir bölge için markanızı yenilerken bu sürece yönelik dosyalar hazırlayın. Yerelleştirme ekip çalışması gerektirir, dolayısıyla herkesin yerelleştirilmiş marka kılavuzuna erişimi olmalıdır. Bu sayede tutarlılığı sağlarken aksiliklerin önüne geçebilirsiniz.
Peki bir yerelleştirme kitinin içinde olması gerekenler nelerdir? Kısaca şöyle özetleyebiliriz:
  • Renkler, yazı tipi, sloganlar, grafikler, logolar, müşteri profilleri ve kampanya hedeflerini içeren ve yerelleştirilmiş marka sesiyle yazılmış marka stil kılavuzu
  • Lokale ilişkin bilgiler (kültür, tatil ve önemli günler, popüler pazarlama kanalları, vs.)
  • Kaçınılması gereken kelime, davranış ve ifadeler
  • Yerelleştirme kitini kimin nasıl kullanacağına dair yönergeler (proje yöneticileri, çevirmenler, pazarlama uzmanları, satış uzmanları, vs.)
  • Yerelleştirilmiş tanımlar, fotoğraflar, ücretlendirme, kılavuz ve talimatlar da dahil olmak üzere ürün bilgisi
Bu verdiğimiz liste her yerelleştirme kiti için geçerli değildir. Tahmin edeceğiniz üzere projelere göre bu kitte yer alabilecek unsurlar da değişebilir.

6. Yerelleştirme ekibinizi oluşturun

Yerelleştirme stratejinizi uygulayabilmek için bir ekibe ihtiyacınız var. Peki ama bu ekibe kimleri dahil etmeniz gerekir? İşte birkaç ipucu:
  • Yerelleştirme yöneticisi: Yerelleştirme stratejisini oluşturan ve hedeflere ulaşılması için yerelleştirme programını denetleyen ekip lideri.
  • Proje yöneticisi: Yerelleştirme stratejisinin doğru bir şekilde uygulanması bakımından ekipleri denetleyen kişi.
  • Dil uzmanları: Sadece dili değil kültürleri de bilen (aynı zamanda müşteri araştırması ve görüşmeleri yapabilen) uzmanlar.
  • Çevirmenler: Bir metni başka bir dile çeviren uzmanlar.
  • Pazarlama uzmanları: Marka görünürlüğü ve bilinirliği için çalışan strateji uzmanları, yazarlar ve reklamcılar.
  • QA Yöneticisi: Çevirilerin, pazarlama kaynaklarının ve ürün tasarımının kontrolünden sorumlu kişi.
  • Tasarımcılar: Dijital ortamdakiler de dahil olmak üzere ürünlerinizin yeniden tasarım sürecinde rol alan kullanıcı deneyimi uzmanları.
  • Geliştiriciler: Yerelleştirilmiş tasarımın standartlarına göre uygulama, web site veya yazılımların tasarımını geliştiren programcılar.
  • Avukatlar: Büyümeyi planladığınız ülkenin yasalarına uygun bir yerelleştirme süreci yürütebilmeniz için yasalar hakkında danışmanlık sağlayan kişiler.
Ekibinizi şirket içinden kişilerle veya dışarıdan freelance çalışanlar ve ajanslarla iş birliği yaparak oluşturabilirsiniz.

7. Yerelleştirilecek içerik, platform, ürün ve kanalları belirleyin

Yerelleştirme yaparken önceliğinizi belirlemeniz önemlidir. Bu öncelik tabii ki projeye ve hedef kitleye bağlı olarak değişir. Her yerelleştirme projesi aynı değildir, bu yüzden araştırma sonuçlarınıza göre bir strateji belirlemeniz gerekir.
Örneğin, uygulamanızı yeniden tasarlamanıza pek gerek kalmayabilir ama belki de farklı kanallara odaklanmanız daha mantıklı olacaktır. Belki yerel halk genellikle müşterilerle iletişimde kullandığınız sosyal ağları ya da web siteleri pek tercih etmiyor olabilir. O yüzden bölgedeki popüler kanalları araştırabilirsiniz:
  • Sosyal medya siteleri (örn. Telegram, Qzone ve Viber),
  • Forumlar (örn. Reddit, Github ve Kaskus),
  • Tıklama başına maliyet reklamları (arama motorları ve sosyal medya),
  • Belli bir sektöre ya da alana yönelik web siteleri (sağlık, teknoloji, finans, vb.),
  • Online topluluklar (Slack, Discord, vb.),
  • Influencerlar aracılığıyla pazarlama (Imgur, Instagram, Youtube),
  • Basılı içerik ve reklamlar (dergiler, gazeteler),
  • İşitsel kanallar (radyo, podcastler),
  • Görsel kanallar (reklam panoları, TV reklamları).
Online topluluklara odaklanmayı planlıyorsanız topluluk kurallarından haberdar olmanız ve pazarlama çalışmalarınızı bu doğrultuda şekillendirmeniz gerekir. Örneğin, Reddit reklam içerikli paylaşımları siler. Bu yüzden markalar, ürün ve hizmet linklerinin paylaşıldığı yardımcı içerikler üretir.
Sizin de bu tür durumları göz önünde bulundurmanız gerekir. Lokale göre bazı özellikleri ya da formatları değiştirmeniz gerekebilir. Örneğin, blog paylaşımları yerine videoları tercih edebilirsiniz. Ya da sosyal medya reklamları yerine SEO‘ya odaklanabilirsiniz.
Restoran sektöründe de lokaldeki kültürel tercihlere ve dini inanışa göre hareket etmeniz gerekir. Örneğin, Müslüman bir hedef kitleye hizmet veriyorsanız domuz etinden hindi etine geçmeniz gerekebilir.
Öncelik sırası olarak daha çok kazanç getirecek kaynaklara odaklanmanız mantıklı olacaktır. Örneğin, hedef kitleniz daha çok web siteleri ve blogları tercih ediyorsa önceliği bunlara vermeniz daha iyi olacaktır.

8. Çeviriden daha fazlasını düşünün

Çeviri yerelleştirme sürecinin önemli bir adımıdır. Ama bu süreçteki adımlardan sadece biridir. Birçok şirket sadece metinleri çevirmeye odaklanarak tasarım, verilen mesaj ve ürün düzenlemelerini göz ardı eder.
Farklı bir pazara adım atarken atabileceğiniz diğer adımları şöyle sıralayabiliriz:
  • Pazar ihtiyacını karşılamak için yeni bir hizmet sunmak,
  • Ürünün tasarımını değiştirerek kullanımı ve anlaşılması kolay bir ürün ortaya çıkarmak,
  • Ücret yerine değer kavramına vurgu yapmak için verilen mesajda değişikliğe gitmek (tabii piyasa için bu daha önemliyse).
Bu tür değişikliklerden sonra çabalarınızın işe yarayıp yaramadığını görmek için bazı testler uygulamayı unutmayın.

9. Piyasaya sürmeden önce her şeyi test edin

Marka ve ürün tasarımı konusunda her şeyi ayrıntılı bir şekilde gözden geçirdiniz. Peki her şey yolunda gidecek mi? Bu sorunun cevabını almak için ürünlerinizi piyasaya sürene kadar beklemek zorunda değilsiniz. Her şeyin sorunsuz işlediğinden emin olmak için uygulamaları, web siteleri, reklamları ve diğer pazarlama kaynaklarını test edebilirsiniz.
Ekipleriniz farklı cihazlarda düzeni de test etmelidir. Ancak bu kadarıyla yetinmek zorunda değilsiniz. Yerel halktan da yardım alabilirsiniz. Gözden kaçırmış olabileceğiniz noktalarda farklı bir bakış açısı almak ve geri bildirim toplamak için onlarla testler yapabilirsiniz.
Tahmin edebileceğiniz üzere yerelleştirmeyi test etmek zaman alan bir süreçtir. Ekibinizin bunu süreç içinde mi yoksa her şey bittikten sonra mı yapması gerektiği konusunda da bir karara varmanız gerekir. Her iki yöntemin de artıları ve eksileri vardır.
Örneğin, paralel test sürecinde:
  • Sorunları anında bulup çözersiniz
  • Ancak ekipler proje esnasında sürekli bazı sorunlara eğileceğinden süreç yavaşlayabilir
  • Anında değişiklikleri hayata geçirebilmek için ekibinizi buna hazırlıklı hale getirmelisiniz
Diğer yandan, geliştirme sonrasında test sürecinde:
  • Ekip düzeltmeler yerine daha çok projeye odaklanabilir
  • Ancak çok fazla değişiklik yapılması gerekiyorsa proje gecikebilir
  • Tasarım ve çeviri konusunda yapılacak büyük değişiklikler zaman ve para kaybına neden olabilir

10. Yerel yasa ve düzenlemeleri takip edin

Potansiyel müşterilerinizin taleplerini karşılamak yapmanız gerekenlerin sadece bir kısmı. Öte yandan, yerel yasa ve düzenlemeleri de takip etmeniz gerekir. Her hükümetin özel talepleri vardır ve bazıları konusunda pek bilgi sahibi olmayabilirsiniz.
Örneğin Asya, vatandaşları ve orada faaliyet veren şirketler için sıkı yasalar koymuştur. Kuzey Kore’de ise kadınların pantolon giymesi yasaktır. Bu nedenle, giyim mağazası açmayı düşünüyorsanız kadınlar için elbise ve etekler sunmanız gerekir.
Kültürel normları bir kenara bırakırsak iş konusunda da uymanız gereken bazı yasalar vardır:
  1. Yurtdışında işletme için tüzel kişilik oluşturmak (başka bir ülkede satış yapıyorsanız vergi ödemeniz ve kayıt belgelerini doldurmanız gerekir).
  2. Çalışanlara ödeme yapmak için hisse senedi opsiyonunu kullanmak (büyük bir vergi faturalandırılması yapılıp yapılmadığını görmek için vergi düzenlemelerini araştırın).
  3. Fikri mülkiyeti tescili (faaliyet yürüttüğünüz her pazarda ticari marka, patent ve tasarım haklarınızı korumak için tescilleyin).
  4. Hizmet koşulları ve satış sözleşmelerini yerelleştirmek (istenmeyen durumlara yol açan şikayetlerin önüne geçmek için tüm yasal belgeleri yerel dile çevirin).
  5. Yabancı işletme kurmak (sözleşmeleri gözden geçirmek ve yerelleştirmek için yerel bir uzmandan yardım alın).
  6. Vergileri ödemek (vergi yükünüzü azaltmak için vergi yapılandırmaları konusunda tavsiyeler alın).
  7. Verileri korumak (AB’de sıkı veri koruma yasaları vardır, bu yüzden fiş, kullanım ve saklama konusunda yerel yasaları takip edin ve her zaman rıza alın).
  8. Gayrimenkul kiralamak (Dünyanın her yerinde kiracıların farklı sorumlulukları vardır. Bu yüzden hizmet verdiğiniz yerde sorumluluklarınızın ne olduğunu iyice araştırın).
  9. Uyuşmazlıklar (davalardan kaçınmak için uyuşmazlıkların çözümüne yönelik yerel prosedürler ve tahkim seçenekleri hakkında bilgi edinin).
“Yasal hükümler ve gizlilik yasaları yerelleştirme sürecinde de özel dikkat gerektiriyor. Benim önerim, sistemli bir yaklaşımla içeriğinizdeki tüm bölümleri inceleyerek teknik açıdan düzenleme gerektiren kısımları bulmanız. Çünkü iş sadece çeviride bitmiyor.” — RealPeopleSearch‘ün kurucusu Richard Lubicky
Kısacası, çevirilerin belirlediğiniz hedeflere uygun ve doğru bir şekilde hazırlandığından emin olmak için hukuk uzmanlarıyla iş birliği yapmanız gerekir.

Hızlıçeviri Hakkında Daha Detaylı Sorularınız mı Var?

Hızlıçeviri ile ilgili tüm sorularınız için bize 0 850 885 0 495 numarası ya da [email protected] mail adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. Tüm sorularınızı cevaplamaktan memnuniyet duyarız.

Blog içeriklerimizden haberdar olmak için kayıt olun.